Âl-i İmrân Sûresi 70. Ayet

يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ  ...

Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde, niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?
 
Sıra Kelime Anlamı Kökü
1 يَا أَهْلَ ehli ا ه ل
2 الْكِتَابِ Kitap ك ت ب
3 لِمَ niçin?
4 تَكْفُرُونَ inkar ediyorsunuz ك ف ر
5 بِايَاتِ ayetlerini ا ي ي
6 اللَّهِ Allah’ın
7 وَأَنْتُمْ ve siz
8 تَشْهَدُونَ (gerçeği) gördüğünüz halde ش ه د
 

يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ

 

يَٓا  nida harfidir. Münada olan  اَهْلَ  muzâf olup, fetha ile mansubdur. الْكِتَابِ  muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. Nidanın cevabı  لِمَ تَكْفُرُونَ ’ dir.  لِمَ  car mecruru  تَكْفُرُونَ  fiiline mütealliktir. 

لِمَ  cer harfi لِ  ile istifham harfi  ما ‘ nın bileşimi olan bu edatın anlamı, ‘’niçin, ne diye ‘’ şeklindedir. Cer harfinden sonra istifham harfi geldiğinde elif hazfedilir.(Arap Dilinde Edatlar, Hasan Akdağ)  

تَكْفُرُونَ  fiili  نَ ’ un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ ı fail olarak mahallen merfûdur. بِاٰيَاتِ  car mecruru  تَكْفُرُونَ  fiiline mütealliktir. Aynı zamanda muzâftır. اللّٰهِ  lafza-i celâl muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur. 

İsim cümlesidir. وَ  haliyyedir. Munfasıl zamir  اَنْتُمْ  mübteda olarak mahallen merfûdur.  تَشْهَدُونَ  cümlesi, haber olarak mahallen merfûdur. 

تَشْهَدُونَ   fiili  نَ ‘ un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ ı fail olarak mahallen merfûdur.

Münada; kendisine seslenilen ve seslenen kişiye yönelmesi istenilen kişidir. Münada, fiili hazfedilmiş mef’ûlün bihtir. Münadaya “ey, hey” anlamlarına gelen nida harfleri ile seslenilir. En yaygın kullanılan nida edatı  يَا ’dır.

Münada irab yönünden mureb münada ve mebni münada olmak üzere 2 kısma ayrılır. 

Mureb münada lafzen mansub olur ve 3 şekilde gelir: 1) Muzaf, 2) Şibh-i muzaf, 3) Nekre-i gayrı maksude. 

Mebni münada merfu üzere mebni, mahallen mansub olur. 3 şekilde gelir: 1) Müfred alem, 2) Nekre-i maksude, 3) Harfi tarifli isim. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)

Hal cümlede failin, mef’ûlun veya her ikisinin durumunu bildiren lafızlardır (kelime veya cümle). Hal “nasıl” sorusunun cevabıdır. Halin durumunu açıkladığı kelimeye “zil-hal” veya “sahibu’l-hal” denir. Umumiyetle hal nekre, sahibu’l-hal marife olur. Hal mansubtur. Türkçeye “…rek, …rak, …dığı, halde, iken, olduğu halde” gibi ifadelerle tercüme edilir. Sahibu’l-hal açık isim veya zamir olduğu gibi müstetir (gizli) zamir de olabilir. Hal’i sahibu’l-hale bağlayan zamire rabıt zamiri denir. Bu zamir bariz (açık), müstetir (gizli) veya mahzuf (hazfedilmiş) olarak gelir.

Hal sahibu’l-hale ya  و (vav-ı haliye) ya zamirle veya her ikisi ile bağlanır. Hal üçe ayrılır: 1. Müfred olan hal (Müştak veya camid), 2. Cümle olan hal (İsim veya fiil), 3. Şibh-i cümle olan hal (Harfi cerli veya zarflı isim).(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi) 

 

يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ

Ayet, istînâfiyye olarak fasılla gelmiştir. Nida üslubunda talebî inşâî isnaddır. Nidanın cevabı olan  لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ  ise istifham üslubunda talebî inşâî isnaddır. 

Fiil muzari sıygada gelerek hudus, teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir.

Cümle zahiren istifham üslubunda inşa cümlesi olmasına rağmen mana itibariyle kınama ve azarlama kastı taşımaktadır. Vaz edildiği anlamın dışında mana kazandığı için terkip, mecaz-ı mürsel mürekkeptir. Ayette mütekellim Allah Teâlâ’dır. Dolayısıyla istifhamda tecâhül-i ârif sanatı vardır. Çünkü Allah Teâlâ’nın soru sorup cevap beklemesi muhaldir.

Ayrıca  اللّٰهِ  isminin zikrinde tecrîd sanatı vardır.

Veciz ifade kastına matuf  بِاٰيَاتِ اللّٰهِ  izafetinde lafza-i celâle muzâf olan  اٰيَاتِ  şan ve şeref kazanmıştır. 

Hal وَ ’ ıyla gelen  وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ  cümlesi mübteda ve haberden müteşekkil sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi faide-i haber ibtidaî kelamdır. Hal cümleleri anlamı zenginleştiren ıtnâb sanatıdır.

Cümlede müsnedin muzari fiil cümlesi olarak gelmesi hükmü takviye, hudûs, istimrar ve teceddüt ifade eder. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.

Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)

تَشْهَدُونَ  fiilinin mef’ûlü faydayı çoğaltmak için hazfolmuştur.

بِاٰيَاتِ اللّٰهِ  [Allah’ın ayetlerini] ifadesinden maksat; Tevrat ve İncil, inkâr etmeleri ise onların Hz. Peygamberin (s.a.v) nübüvvetinin sıhhati ve başka konularda konusunda söylediklerine inanmamalarıdır. 

وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ, onların şahitlikleri de bunların Allah’ın ayetleri olduğunu itiraf etmeleridir. Veya bu iki kitapta sıfatlarını görüp “şahitlik ettiğiniz halde” Peygamberin (s.a.v) nübüvvetinin delillerini ve Kur’an’ı “nankörce inkâr ediyorsunuz!?” Ya da Allah’ın bütün ayetlerini hak olduklarını “bile bile” nankörce inkâr ediyorsunuz. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl- Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)

Sayfadaki ayetlerin fasılalarını teşkil eden  و- نَ  ve  ي - نَ  harflerinden oluşan ahenk, duyanların, okuyanların gönlünü fethedecek güzelliktedir.

Bu fasılalarda lüzum ma la yelzem sanatı vardır.