اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَٓارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّۜ وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۚ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍۚ وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُٓ اُخْرٰىۜ ٦
| Sıra | Kelime | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|
| 1 | أَسْكِنُوهُنَّ | onları oturtun |
|
| 2 | مِنْ |
|
|
| 3 | حَيْثُ | yerde |
|
| 4 | سَكَنْتُمْ | oturduğunuz |
|
| 5 | مِنْ |
|
|
| 6 | وُجْدِكُمْ | gücünüz ölçüsünde |
|
| 7 | وَلَا | ve |
|
| 8 | تُضَارُّوهُنَّ | onlara zarar vermeyin |
|
| 9 | لِتُضَيِّقُوا | sıkıntıya sokmak için |
|
| 10 | عَلَيْهِنَّ | onları |
|
| 11 | وَإِنْ | ve şayet |
|
| 12 | كُنَّ | iseler |
|
| 13 | أُولَاتِ | onlar |
|
| 14 | حَمْلٍ | gebe |
|
| 15 | فَأَنْفِقُوا | geçimini sağlayın |
|
| 16 | عَلَيْهِنَّ | onların |
|
| 17 | حَتَّىٰ | kadar |
|
| 18 | يَضَعْنَ | bırakıncaya |
|
| 19 | حَمْلَهُنَّ | yüklerini |
|
| 20 | فَإِنْ | eğer |
|
| 21 | أَرْضَعْنَ | (çocuğunuzu) emzirirlerse |
|
| 22 | لَكُمْ | sizin için |
|
| 23 | فَاتُوهُنَّ | onlara verin |
|
| 24 | أُجُورَهُنَّ | ücretlerini |
|
| 25 | وَأْتَمِرُوا | ve konuşup anlaşın |
|
| 26 | بَيْنَكُمْ | aranızda |
|
| 27 | بِمَعْرُوفٍ | güzellikle |
|
| 28 | وَإِنْ | eğer |
|
| 29 | تَعَاسَرْتُمْ | güçlük çekerseniz |
|
| 30 | فَسَتُرْضِعُ | o zaman emzirecektir |
|
| 31 | لَهُ | onu |
|
| 32 | أُخْرَىٰ | başka biri |
|
اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَٓارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّۜ
Fiil cümlesidir. اَسْكِنُو fiili نَ ‘un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir هُنَّ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. مِنْ حَيْثُ car mecruru اَسْكِنُوهُنَّ fiiline mütealliktir. سَكَنْتُمْ ile başlayan fiil cümlesi, muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
سَكَنْتُمْ sükun üzere mebni mazi fiildir. Muttasıl zamir تُمْ fail olarak mahallen merfûdur. مِنْ وُجْدِكُمْ car mecruru مِنْ حَيْثُ ‘dan bedel olup kesra ile mecrurdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir كُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. لَا تُضَٓارُّوهُنَّ atıf harfi وَ ‘la اَسْكِنُوهُنَّ fiiline matuftur.
لَا nehiy harfi olup olumsuz emir manasındadır. تُضَٓارُّو fiili نَ ‘un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. Muttasıl zamir هُنَّ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur.
لِ harfi, تُضَيِّقُوا fiilini gizli اَنْ ’le nasb ederek manasını sebep bildiren masdara çeviren cer harfidir. اَنْ ve masdar-ı müevvel, لِ harf-i ceriyle تُضَٓارُّوهُنَّ fiiline mütealliktir.
تُضَيِّقُوا fiili نَ ‘un hazfıyla mansub muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. عَلَيْهِنَّ car mecruru تُضَيِّقُوا fiiline mütealliktir.
حَيْثُ mekân zarfıdır. Devamlı kendisinden sonra cümle gelir. Edat bu cümleye muzaf olur. Edattan sonraki bu cümle isim veya fiil cümlesi olabilir. Kendisinden önceki bir fiilin mekân zarfı yani mef’ûlun fihidir. Sonu daima damme üzere mebni olduğundan mahallen mansubdur. (Hasan Akdağ ; Arap Dilinde Edatlar)
Bedel: Metbuundaki kapalılığı açıklamak ve pekiştirmek gibi sebeplerle getirilen ve irab bakımından metbuuna uyan tabidir. Bedelden önce gelen ve bedelin irabını almış olduğu kelimeye “mübdelün minh” denir.
Bedel 3 gruba ayrılır: 1. Bedel-i kül, 2. Bedel-i ba’z, 3. Bedel-i iştimâl. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَسْكِنُو fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi سكن ’dir.
İf’al babı fiile, tadiye (geçişlilik), kesret, haynunet (zamanı gelmesi), sayruret, izale, zamana ve mekâna duhul, temkin (imkân sağlamak), vicdan (bir vasıf üzere bulmak), mutavaat (tef’il babının dönüşlülüğü), tariz (arz etmek, maruz bırakmak) manaları katar. Bazen de fiilin mücerret manasını ifade eder.
تُضَٓارُّو fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil mufâale babındandır. Sülâsîsi ضيق ’dir.
Mufâale babı fiile müşareket (ortaklık), bir işi peşpeşe yapmak, teksir (çokluk, bir işi çok yapmak) gibi anlamlar katar. Müşareket (İşteşlik – ortaklık): Bir işin iki kişi veya iki grup arasında yapıldığını anlatır. Fail ile mef’ûl aynı işi yapmıştır. Ayrıca fail işi başlatan ve galip gelendir. (sonuçlandırandır). Bazen de müşareket olmayıp tek taraflı olur. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
تُضَيِّقُوا fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi ضيق ’dir.
Bu bab fiile çokluk (fiilin, failin veya mef‘ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ
İsim cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِنْ iki muzari fiili cezm eden şart harfidir. Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa اِنْ kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
كَانَ nakıs, mebni mazi fiildir. İsim cümlesinin önüne geldiğinde, ismini ref haberini nasb eder. كُنَّ ’ün dahil olduğu isim cümlesi şart cümlesidir. Mahallen meczumdur.
Nûnu’n-nisve كُنَّ ’nin ismi olarak mahallen merfûdur. اُو۬لَاتِ harfle îrab olan beş isimden biri كُنَّ ’nin haberi olup, nasb alameti kesradır. Bu kelime ذوي ‘nin çoğuludur. Aynı zamanda muzâftır. حَمْلٍ muzâfun ileyh olup kesra ile mecrurdur.
فَ şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir.
اَنْفِقُوا fiili نَ ‘un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. عَلَيْهِنَّ car mecruru اَنْفِقُوا fiiline mütealliktir.
حَتّٰى gaye bildiren cer harfidir. يَضَعْنَ muzari fiilini gizli اَنْ ’le nasb ederek anlamını masdara çevirmiştir. اَنْ ve masdar-ı müevvel, cer mahallinde اَنْفِقُوا fiiline mütealliktir.
يَضَعْنَ fiili (نَ) nûnu’n- nisvenin bitişmesiyle sükun üzere mebni muzari fiildir. Mahallen mansubdur. Faili nûnu’n-nisve olup mahallen merfûdur. حَمْلَهُنَّ mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هُنَّ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur.
حَتّٰٓى edatı üç şekilde kullanılabilir: Harf-i cer olarak, başlangıç edatı olarak ve atıf edatı olarak. Ayette harf-i cer şeklindedir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَنْ harfi 6 yerde gizli olarak gelebilir: Harf-i cer olan (حَتّٰٓى)’dan sonra, Atıf olan اَوْ ’den sonra, Lamul cuhuddan sonra, Lamu-ta’lilden (sebep bildiren لِ) sonra, Vav-ı maiyye (وَ)’ den sonra, Sebep fe (فَ)’sinden sonra. Ayette harf-i cer olan (حَتّٰٓى)’dan sonra gizlenmiştir.(Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
Şart ve cevap fiilleri mazi de muzari de gelebilir. Ancak aslolan ikisinin de muzari gelmesidir. Cevap cümlesi ise mazi ve muzari cümleleriyle gelebildiği gibi diğer cümlelerle de gelebilir.
Cevap cümlesi; başına hiçbir edat gelmeyen olumlu mazi ve muzari olarak geldiğinde başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez. Ayrıca لَمْ (cahd-ı mutlak) ve لَا (nefyi istikbal) ile menfi olan muzari olarak geldiğinde de umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelmez, bunun haricinde gelen cümle çeşitlerinde ise umumiyetle başına cevap (rabıt ف ’si) gelir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَنْفِقُوا fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi نفق ’dir.
فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۚ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍۚ
Fiil cümlesidir. فَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyh arasında hiç zaman geçmediğini, işin hemen yapıldığını ifade eder. فَ ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştiremez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِنْ iki muzari fiili cezm eden şart harfidir. Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَرْضَعْنَ şart fiili olup (نَ) nûnu’n- nisvenin bitişmesiyle sükun üzere mebni mazi fiildir. Mahallen meczumdur. Faili nûnu’n-nisve olup mahallen merfûdur. لَكُمْ car mecruru اَرْضَعْنَ fiiline mütealliktir.
فَ şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir.
اٰتُو fiili نَ ‘un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur.Muttasıl zamir هُنَّ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. اُجُورَهُنَّ ikinci mef’ûlun bih olup fetha ile mansubdur. Aynı zamanda muzâftır. Muttasıl zamir هُنَّ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. أْتَمِرُوا atıf harfi وَ ‘la اٰتُوهُنَّ fiiline matuftur.
أْتَمِرُوا fiili نَ ‘un hazfıyla mebni emir fiildir. Zamir olan çoğul و ‘ı fail olarak mahallen merfûdur. بَيْنَكُمْ zaman zarfı أْتَمِرُوا fiiline mütealliktir. Muttasıl zamir كُمْ muzâfun ileyh olarak mahallen mecrurdur. بِمَعْرُوفٍ car mecruru أْتَمِرُوا ‘ daki failin mahzuf haline mütealliktir.
اَرْضَعْنَ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi رضع ’dir.
اٰتُو fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil if’âl babındandır. Sülâsîsi أتي ‘dir.
أْتَمِرُوا fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil iftiâl babındadır. Sülâsîsi أمر ’dir.
İftiâl babı fiile mutavaat (dönüşlülük), ittihaz (edinmek, bir şeyi kendisi için yapmak), müşareket (ortaklık), izhar (göstermek), ihtiyar (seçmek), talep ve çaba göstermek manaları katar. İfteale kalıbı hem soyut hem somut anlamlı fiiller için kullanılır.
وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُٓ اُخْرٰىۜ
Fiil cümlesidir. وَ atıf harfidir. Matuf ve matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ve matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِنْ iki muzari fiili cezm eden şart harfidir. Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
تَعَاسَرْتُمْ şart fiili olup, sükun üzere mebni mazi fiildir. Mahallen meczumdur. Muttasıl zamir تُمْ fail olarak mahallen merfûdur.
فَ şartın cevabının başına gelen rabıta harfidir.
Fiilinin başındaki سَ harfi tekid ifade eden istikbal harfidir. تُرْضِعُ damme ile merfû muzari fiildir. لَهُٓ car mecruru سَتُرْضِعُ fiiline mütealliktir. اُخْرٰىۜ fail olup elif üzere mukadder damme ile merfûdur.
تَعَاسَرْتُمْ fiili sülâsî mücerrede iki harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tefâ’ul babındadır. Sülâsîsi عسر ‘dir.
Tefâ’ul babı müşareket manasında kullanılır. Müşareket: Bir işin iki kişi veya iki grup arasında yapıldığını anlatır. Fail ile mef’ûl aynı işi yapmıştır. Müşareket babı olan mufaale babıyla bu bab arasındaki fark: Mufaale babında lafızda fail olan, işi başlatan ve galip durumunda olandır. Bu babda ise fail ile mef’ûl arasında işi yapma konusunda müsavilik (eşitlik) olandır. Bu sebeple tefaul babında her ikisi de faillikte aynı olup mağlup olan olmadığından bazen meful zikredilmez. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَٓارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّۜ
Beyanî istînâf olarak fasılla gelen cümlenin fasıl sebebi şibh-i kemâl-i ittisâldir. Emir üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Emir ve Nehiylerin Aciliyet İfade Edip Etmeme Durumları:
- Emirler aciliyet veya tehir ifade etmezler. Sadece bir şeyin yapılmasını isterler.
- Nehiyler aciliyet ifade ederler. Yasaklanan şeyden hemen uzaklaşılmasını isterler. (Hasan Karakaya, Fıkıh usulü, s. 558-559)
سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ cümlesi, mekân zarfı مِنْ حَيْثُ ‘nun muzâfun ileyhidir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
مِنْ حَيْثُ ‘den bedel olan مِنْ وُجْدِكُمْ ’deki مِنْ harf-i ceri, badiyet içindir. Bedel, atıf harfi getirilmeksizin ve tefsir ve izah maksadıyla bir kelimenin açıklanması için bir başkasının getirilmesiyle yapılan ıtnâb sanatıdır.
Ayetteki, "(Onları) oturtun" ifadesi ve daha sonra gelenler, ["Kim Allah'tan korkarsa..."] (Talak, 5) ayetinde geçen takva (korku) şartını açıklayan ifadelerdir. Buna göre, sanki, "Boşanmış kadınlar hakkında, nasıl takva ile muamele edilir?" denilmiş de, bunun üzerine böyle cevap verilmiş. Keşşâf sahibi şöyle der 'deki مِنْ harf-i ceri zaid olup (manada bir tesiri olmayıp), mana "Siz nerede oturuyorsanız, onları da orada oturtun" şeklindedir." (Fahreddin er-Râzî)
سَكَنْتُمْ - اَسْكِنُو kelimeleri arasında cinas-ı iştikak ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
Şayet مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ [kendi oturduğunuz yerin bir bölümünde] ifadesindeki مِنْ nedir?” dersen şöyle derim: Bu, kısmîlik ifade eden مِنْ olup kısmîlik kazandırdığı şey hazf edilmiştir. Anlamı: “O kadınları oturduğunuz yerin bir mekânında; yani iskân mahallinizin bir kısmında oturtun” şeklindedir. (Keşşâf)
وَلَا تُضَٓارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّۜ cümlesi atıf harfi وَ ‘la اَسْكِنُوهُنَّ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Nehiy üslubunda talebî inşâî isnaddır.
Sebep bildiren harf-i cer لِ ’nin gizli أنْ ’le masdar yaptığı تُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّ cümlesi, mecrur mahalde masdar teviliyle, لَا تُضَٓارُّوهُنَّ fiiline mütealliktir. Masdar-ı müevvel cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
التَّضْيِيقِ (Daraltmak)tan kastedilen mecazî daraltmadır. Sıkıntı ve eziyet vermek demektir. (Âşûr)
لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّ sözündeki ل harfi zarar vermenin sebebini açıklamak içindir. (Âşûr)
مِنْ kelimesinin tekrarında ıtnâb ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ
Bu cümle atıf harfi وَ ‘la … اَسْكِنُوهُنَّ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır.
Vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıf durumlarda kullanılan şart harfi اِنْ ve كان ’nin dahil olduğu şart cümlesi وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ , sübut ve istimrar ifade eden isim cümlesi, faide-i haber ibtidaî kelamdır.
كان ’nin haberi olan اُو۬لَاتِ حَمْلٍ , izafet formunda gelerek az sözle çok anlam ifade etmiştir. Muzâfun ileyh olan حَمْلٍ ‘in nekreliği muayyen olmayan nev içindir.
فَ karînesiyle gelen فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ cümlesi şartın cevabıdır. Emir üslubunda talebî inşaî isnaddır.
Gaye bildiren harf-i cer حَتّٰى ‘nın, gizli أنْ ‘le masdar yaptığı يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّۚ cümlesi, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır. Masdar-ı müevvel, حَتّٰى ile birlikte mecrur mahalde olup فَاَنْفِقُوا fiiline mütealliktir.
حَمْلٍ - حَمْلَهُنَّۚ kelimeleri arasında cinas-ı iştikak ve reddü’l-acüz ale’s-sadr sanatları vardır.
كَان ’nin haberi isminin içine karışır ve adeta onun mahiyetinden bir cüz olur. (Muhammed Ebu Musa, Hâ-Mîm Sureleri Belâgî Tefsiri, c. 5, s.124)
Şart edatı اِنْ , mazi fiilin başına gelebilir. Bu durumda, hasıl olmamış bir şeyi hasıl olmuş gibi göstermeyi, ya da fiilin gerçekleşmesi konusundaki şiddetli arzuyu ifade eder. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur’an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
Şart ve cevap cümlesinde şartın vuku bulma ihtimali şüpheli veya zayıfsa اِنْ kullanılır. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
اِنْ edatı başlıca şu yerlerde kullanılır:
1. Muhatabın tam olarak inanmadığı durumlarda kesinlikle doğru olan sözün başında اِنْ gelir.
2. Bilmezden gelinen durumlarda da اِنْ kullanılır: Efendisini soran birisine hizmetçinin evde olduğunu bildiği halde: “Evdeyse sana haber veririm.” demesi gibi.
3. Bilen kimse sanki bilmiyormuş gibi kabul edilerek اِنْ kullanılır: Sebebi de kişinin, bildiği şeyin gereğini yerine getirmemesidir. إِنْ كُنْتَ مِنْ تُرَابٍ فَلَا تَفْتَخِرْ “Eğer sen topraktan yaratılmışsan böbürlenme!” örneğinde olduğu gibi. Kişi, topraktan yaratıldığını bilmektedir. Ancak bunu unutup kibirlenmektedir. Bu nedenle de kendisine hitapta اِنْ edatı kullanılmıştır. (Prof. Dr. Ali Bulut, Belâgat)
فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّۚ
Cümle atıf harfi فَ ile اِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur.
Şart üslubunda talebî inşâî isnaddır. Şart cümlesi olan اَرْضَعْنَ , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Nahivcilere göre şart fiili olarak kullanılan mazi fiil gelecek zaman ifade eder. (Fâdıl Sâlih Samerrâî Tefsir, c. 2, s. 88.)
فَ karînesiyle gelen فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ cümlesi şartın cevabıdır. Emir üslubunda talebî inşaî isnaddır.
اُجُورَهُنَّۚ kelimesi nafaka anlamındadır.
لَكُمْ car mecruru اَرْضَعْنَ fiiline mütealliktir. اُجُورَهُنَّ kelimesi اٰتُو ’nun mef’ûludur.
وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍۚ وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُٓ اُخْرٰىۜ
Cümle atıf harfi وَ ‘la ile فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ cümlesine atfedilmiştir. Atıf sebebi hükümde ortaklıktır. Cümleler arasında manen ve lafzen mutabakat mevcuttur. Emir üslubunda talebî inşaî isnaddır.
بَيْنَكُمْ mekân zarfı ve بِمَعْرُوفٍ car mecruru, أْتَمِرُوا fiiline mütealliktir.
وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ cümlesi hükümde ortaklık nedeniyle atıf harfi وَ ‘la فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ cümlesine atfedilmiştir.
Şart üslubunda talebî inşâî isnaddır. Şart cümlesi olan تَعَاسَرْتُمْ , müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Nahivcilere göre şart fiili olarak kullanılan mazi fiil gelecek zaman ifade eder. (Fâdıl Sâlih Samerrâî Tefsir, c. 2, s. 88.)
أْتَمِرُوا fiiline müteallik olan car-mecrur بِمَعْرُوفٍۚ ‘deki nekrelik nev ve tazim içindir.
فَ karînesiyle gelen فَسَتُرْضِعُ لَهُٓ اُخْرٰى cümlesi şartın cevabıdır. Cümleye dahil olan istikbal harfi سَ tekid ifade eder. Cümle, müspet muzari fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
Buradaki haber babanın çocuk için bakıcı tutma emrinden kinaye olarak kullanılmıştır. لَهُ sözü karinedir. فَسَتُرْضِعُ sözünden üç tane kinaye kastedilir: Babanın nasihatinden kinayedir, annenin nasihatinden kinayedir, babanın çocuğu için emzirecek kişi tutma emrinden kinayedir. (Âşûr)
Şart ve cevap cümlelerinden müteşekkil terkip, şart üslubunda faide-i haber ibtidaî?? kelamdır. Haber cümlesi yerine şart üslubunun tercih edilmesi, şart üslubunun daha beliğ ve etkili olmasındandır.
سَ ve سوف harfleri bilindiği gibi muzari fiile dahil olur ve gelecek zaman ifade ederler. سَ , yakın gelecek için kullanılırken سوف , uzak gelecek için kullanılır. Ancak bir vaat veya vaîde delalet eden muzari fiile dahil olurlarsa tekid ifade ederler.