وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الْاَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَۜ قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ۟ ١٠
“Bir mekâna koyma, yerleştirme” anlamına gelen âyet metnindeki temkîn kavramı mecazi olarak “birine tasarruf gücü ve yetkisi verme” mânasında da kullanılır. Buna göre âyette bütün insanlara hitaben “Sizi dünyaya yerleştirdik; orayı işleyip mâmur etmeye, dünyadaki diğer varlıklar üzerinde tasarrufta bulunmaya muktedir kıldık” buyurulmuştur. Kuşkusuz bu iktidar da akıl ve düşünme melekelerinin bir sonucudur. “Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” ifadesi, Allah’ın anılan lutuflarına muhatap oldukları halde şükür borcunda kusur eden herkese yönelik bir itham ve sitemdir.
Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 504
عَيْشٌ canlılara has olan hayattır.(حَياة) hayat kelimesinden daha özel anlamlıdır. Zira hayat, hem canlı varlıklar hem Yüce Allah hem de melekler için kullanılır.
Kişinin yaşama amacıyla elde etmek için kendisini zorladığı şeyler için söylenen مَعِيِشَة sözcüğü de buradan türemiştir. (Müfredat)
Kuran’ı Kerim’de türevleriyle birlikte 8 ayette geçmiştir. (Mucemul Müfehres)
Türkçede kullanılan şekilleri maîşet, iâşe ve ayyaştır. (Kuranı Anlayarak Okuma Rehberi)
وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الْاَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَۜ
وَ istînâfiyyedir. لَ harfi, mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. قَدْ tahkik harfidir. Tekid ifade eder.
مَكَّنَّاكُمْ sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekellim zamiri نَا fail olarak mahallen merfûdur. Değiştirme anlamında kalp fiilidir. Muttasıl zamir كُمْ mef’ûlun bih olarak mahallen mansubdur. فِي الْاَرْضِ car mecruru مَكَّنَّاكُمْ fiiline mütealliktir.
وَ atıf harfidir. Matuf ile matufun aleyhin hükümde ortak olduğunu belirtir. İkisi arasında tertip (sıra) olduğunu göstermez. Vav ile yapılan atıfta matuf ile matufun aleyh yer değiştirebilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
جَعَلْنَا sükun üzere mebni mazi fiildir. Mütekkellim zamiri نَا fail olarak mahallen merfûdur. لَكُمْ car mecruru جَعَلْنَا fiilinin ikinci mef’ûlune mütealliktir. ف۪يهَا car mecruru مَعَايِشَ ‘nin mahzuf haline mütealliktir. مَعَايِشَ kelimesi جَعَلْنَا fiilinin ikinci mef’ûlun bihi olup fetha ile mansubdur.
Değiştirme manasına gelen جَعَلَ kelimesi 3 şekilde gelir:
1. Bir şeyden başka bir şey meydana getirmek
2. Bir halden başka bir hale geçmek
3. Bir şeyle başka bir şeye hükmetmek. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
مَكَّنَّاكُمْ fiili sülâsî mücerrede bir harf ilave edilerek mezid yapılan fiillerdendir. Fiil tef’il babındandır. Sülâsîsi مكن ‘dir.
Bu bab fiile çokluk (fiilin, failin veya mef'ûlun çokluğu), bir tarafa yönelme, mef'ûlü herhangi bir vasfa nispet etmek, gidermek, bir terkibi kısaltmak, eylemin belli bir zaman diliminde meydana gelmesi, özneyi fiilin türediği şeye benzetmek, sayruret, isimden fiil türetmek, hazır olmak, bir şeyin aralıklarla tekrarlanması manalarını katar.
قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ۟
قَل۪يلاً masdardan naib mef’ûlu mutlak olup fetha ile mansubdur. Takdiri; تشكرون شكرا قليلا (Az bir şükürle şükredersiniz) şeklindedir. مَا kılleti tekid etmek için zaid harftir.
تَشْكُرُونَ۟ fiili نَ ’un sübutuyla merfû muzari fiildir. Zamir olan çoğul و ’ı fail olarak mahallen merfûdur.
Mef’ûlü mutlak: Fiil ile aynı kökten gelen masdardır. Mef’ûlü mutlak harfi cer almaz. Harfi cer alırsa hal olur. Mef’ûlü mutlak cümle olmaz. Mef’ûlü mutlak 3’e ayrılır:
1) Tekid (Kuvvetlendirmek) İçin: Fiilin manasını kuvvetlendirir. Masdar olur. Daima müfreddir. Fiilinden sonra gelir. Türkçeye “muhakkak, şüphesiz, gerçekten, çok, iyice, öyle ki” diye tercüme edilir.
2) Nev’ini (Çeşidini) Belirtmek İçin: Fiilin nasıl meydana geldiğini ve nev’ini bildirir. Nev’ini bildiren mef’ûlü mutlak umumiyetle sıfat veya izafet terkibi halinde gelir. Tesniye ve cemi de olabilir. Fiilinin önüne geçebilir. Türkçeye “gibi, şeklinde, aynen, tıpkı, tam” diye tercüme edilir.
3) Adedini (Sayısını) Belirtmek İçin: Failin yaptığı işin sayısını belirtir. Adedini bildiren mef’ûlü mutlak فَعْلَةً vezninden gelen bina-ı (masdar-ı) merreden yapılır.
مَرَّةً kelimesi de mef’ûlü mutlak olur. Fiilinin önüne geçebilir. Türkçeye “kere, defa” diye tercüme edilir. (Arapça Dilbilgisi Ayetlerle Nahiv Bilgisi)
وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الْاَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَۜ
وَ istînâfiyyedir. İstînâfiyye وَ ‘ı (diğer adı ibtidaiyyedir) yalnızca mahalli olmayan cümleleri birbirine bağlar. Ve ardından gelen cümlenin öncekine îrab ve hükümde ortak olmadığını gösterir. Bu harfe kendisinden sonra gelen cümlenin öncekine bağlı olduğunun zannedilmemesi için istînâfiyye denilmiştir. (Rıfat Resul Sevinç, Belâgatta Fasıl-Vaslın Genel Kuralları Ve “Vâv”ın Kullanımı)
لَ , mahzuf kasemin cevabının başına gelen muvattiedir. Kasem fiilinin hazfi îcâz-ı hazif sanatıdır. Mahzufla birlikte cümle kasem üslubunda gayr-ı talebî inşâî isnaddır. Mahzuf kasem ve قَدْ ile tekid edilmiş cevap olan مَكَّنَّاكُمْ فِي الْاَرْضِ cümlesi, müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber inkârî kelamdır.
Mazi fiil sebata, temekkün ve istikrara işaret eder. (Hâlidî, Vakafât, S.107)
مَكَّنَّاكُمْ fiili, تفعيل babındadır. Bu babın cümleye kattığı en belirgin anlam, fiilin, fail veya mef’ûldeki ziyadeliğidir.
Aynı üslupta gelen وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَ cümlesi, atıf harfi وَ ‘ la kasemin cevabına atfedilmiştir. Müspet mazi fiil sıygasında faide-i haber ibtidaî kelamdır.
ف۪يهَا car mecruru مَعَايِشَ ‘nin mahzuf mukaddem haline mütealliktir. Halin hazfı îcâz-ı hazif sanatı vardır.
مَكَّنَّاكُمْ ve جَعَلْنَا fiillerinin azamet zamirine isnad edilmesi, işin Allah'ın bizzat celâliyle, kudretiyle, kemâliyle ilgili olduğunu belirterek tazim ifade eder.
فِي الْاَرْضِ ve ف۪يهَا ibarelerindeki فِي harfinde istiare sanatı vardır. Bilindiği gibi فِی harfi zarfiye manası içerir. فِي harfinin ilavesiyle yeryüzü, mazruf mesabesine konmuştur. Mübalağa için bu harf, عَلَيْ yerine kullanılmıştır. Çünkü dünya zarfiyeye yani içine girilmeye müsait değildir. Yeryüzü, girilebilen bir mekana ve içinde çeşitli nimetler bulunan bir kaba benzetilmiştir. Camî, her iki durumdaki mutlak irtibattır. Hal mahal alakasıyla mecaz-ı mürsel sanatıdır.
وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الْاَرْضِ [Sizi yeryüzüne yerleştirdik] yani size oradan bir yerleşme yeri tayin ettik ya da sizleri oraya hakim kıldık; orada tasarrufta bulunma kudreti verdik. وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَ [Sizin için orada geçimlikler meydana getirdik.] مَعَايِشَ kelimesi مَاعشَة’in çoğulu olup insanın hayatını devam ettirdiği yiyecek, içecek vb. şeyler ya da bunlara ulaşmayı sağlayan şeyler anlamındadır. (Zemahşeri, Keşşâf’ An Hakâ’ikı Ğavâmidı’t-Tenzîl Ve ‘Uyûni’l-Ekâvîl Fî Vucûhi’t-Te’vîl - Âşûr, Et-Tahrîr Ve’t-Tenvîr)
قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ۟
Ayetin son cümlesi istînâfiye olarak fasılla gelmiştir. Cümlede takdim tehir ve îcâz-ı hazif sanatları vardır. قَل۪يلاً mef’ûlü mutlaktan naib mukaddem sıfattır. Cümlenin takdiri تشكرون شكرا قليلا (Az bir şükürle şükredersiniz.) şeklindedir.
Bu takdire göre mef’ûlü mutlak ve zaid harf مَا ile tekid edilmiş müspet muzari fiil sıygasında, faide-i haber inkârî kelamdır. Muzari fiil teceddüt, istimrar ve tecessüm ifade etmiştir. Muzari fiil tecessüm özelliği sayesinde muhatabın muhayyilesini harekete geçirerek olayı daha iyi anlamasını sağlar.
Muzari fiilin geldiği hallerde çoğunlukla bu gaye mevcuttur. Muzari fiilin kullanımıyla sahne muhatabın gözünde sanki o anda canlanır. Bu da insanı etkiler. (Fatma Serap Karamollaoğlu, Kur'an Işığında Belâgat Dersleri Meânî İlmi)
قَل۪يلًا kelimesi fiilin mukaddem mef’ûlüdür. Bu takdim ve kelimedeki nekrelik, kılletin adem (yokluk) manasında olduğunu destekler.
قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ۟ cümlesinde azlıktan murad, yokluk da olabilir. Bakara Suresi 88’de geçen [o yüzden çok az iman ederler] cümlesindeki azlık da yokluk manasındadır.
[Ne kadar da az şükrediyorsunuz!] cümlesi, muhatabın kötü hallerini yüzlerine vuruyor ve onları bundan sakındırıyor. (Ebüssuûd, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm)