غَشِيَهُ غِشَاوَةً وَغِشَاءً Kendisini örtecek bir şeyin gelişi gibi ona geldi. غِشَاوَة /Örtü: Kendisiyle örtülen şeydir. وَتَغَشَّاهَا: Kadını örttü/onunla cinsel ilişkiye girdi, denir. غِشْيَان ve غَاشِيَة: Bir şeyi örten her şeye denir; örneğin eyer örtüsü gibi. Bazılarına göre غَاشِيَة kelimesinin asıl anlamı, iyi şeylerle ilgilidir. Bir insanın başına, aklını giderecek bir şey geldiğinde şöyle denir: غُشِيَ عَلَى فُلاَنٍ Falan kişi kendinden geçti/bayıldı. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
“Gışave” kelimesi perde demektir. Ancak ayetin manası (Bakara 7)“ onların gözleri gerçekten kapalıdır” demek değildir. Gözün perdelenmesinden maksad, gözlerde, sahiplerinin küfrü sebebiyle, âfakî ve enfüsî delilleri görmeye engel bir halin meydana gelmesi demektir. Oysa ki bu deliller görmek isteyenlerin gözlerine ayân beyân zahir olurken inanmayanlar için sanki üzerlerine bir perde çekilmekte veya o ayetlerde gözler arasına bir engel gelmektedir. “Gişave” kelimesinin nekre olarak gelmesi, gözler üzerinde insanların bildiklerinin dışında bir tür perde bulunduğu anlamını ifade eder. Bu perde ise delilleri görmeyi engelleyen bir perdedir. Kulak ve kalbin idrakine mâni olan şey, mühürleme ile ifade edilmiştir. Gözün bir şeyi idraki ise sadece karşısına gelen cihetten olur. Onun için görmeyi engelleyen şey “ perde” kelimesiyle anlatılmıştır. (İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l Beyan Kur’an Meali ve Tefsiri, s. 185/186.)
Gaşiye Suresi; Adını birinci ayette geçen ve “örten, bürüyen, kaplayan” veya örtü, ansızın gelip insanı saran üzücü ya da sevindirici hadise” manasına gelen gâşiye kelimesinden alır. (Bekir Topaloğlu, “Gaşiye”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi , s. 13 : 399.)
Alimler Gâşiye ifadesi hakkında değişik görüşler zikretmişlerdir.
1) Bu, kıyamet günü olup Cenab-Hakk’ın “Azabım onları bürüdüğü gün”
(Ankebut 29/55) ifadesinden alınmadır. Kıyamet bu adla da adlandırılmıştır. Çünkü bir şeyi bütün cihetlerden kuşatan, onu bürümüş demektir.
2) el Gâşiye, ateş, cehennem ateşidir.
3) el Gâşiye ateş ehli olup, bunlar ateşi bürüyecek ve onun içine düşeceklerdir. Bu görüşlerden birincisi doğruya daha yakındır. (Fahreddin Razi, Tefsir-i Kebir Mefatihu'l Gayb)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
غِشَاوَةٌ | perde inmiştir |
|
|
يَغْشَىٰ | bürüyen |
|
|
غَوَاشٍ | (ateşten) örtüler |
|
|
يُغْشِي | bürüyüp örter |
|
|
تَغَشَّاهَا | eşini sarıp örtünce |
|
|
يُغَشِّيكُمُ | sizi bürüyordu |
|
|
أُغْشِيَتْ | kaplanmış |
|
|
يَسْتَغْشُونَ | bürünseler |
|
|
غَاشِيَةٌ | sargın bir belanın |
|
|
يُغْشِي | örter |
|
|
وَتَغْشَىٰ | ve kaplamaktadır |
|
|
فَغَشِيَهُمْ | örttü (boğdu) |
|
|
غَشِيَهُمْ | onları örten |
|
|
يَغْشَاهُ | ki üstünü örten |
|
|
يَغْشَاهُمُ | onları örter |
|
|
غَشِيَهُمْ | onları sardığı |
|
|
يُغْشَىٰ | baygınlığı |
|
|
فَأَغْشَيْنَاهُمْ | ve onları kapattık |
|
|
يَغْشَى | sarar |
|
|
غِشَاوَةً | perde |
|
|
الْمَغْشِيِّ | baygınlık çökmüş |
|
|
يَغْشَى | kaplıyordu |
|
|
يَغْشَىٰ | kaplayan |
|
|
فَغَشَّاهَا | sardırttı onlara |
|
|
غَشَّىٰ | sardırdığını |
|
|
وَاسْتَغْشَوْا | ve başlarına çektiler |
|
|
الْغَاشِيَةِ | sarıp kaplayacak olanın |
|
|
يَغْشَاهَا | onu örten |
|
|
يَغْشَىٰ | örttüğü |