Büyük olmak, nefse ağır gelmek, çirkin ve müstehcen olmak, zoruna gitmek, büyümek, ta’zim etmek, büyük olduğuna itikadı olmak, büyük bilmek, büyültmek, çok tesirinde kalmak, büyüklenmek, kibirlenmek, cebr ve zorlama yapmak, büyüklükle muttasıf olmak, büyüklük sahibi olmak, büyüklük taslayan, cebbarlık eden, günah, kibir, yaşlılık, kocama, yaşlı, büyük, başkan, reis, lider, çok, büyük günah, zor, güç, daha büyük, en büyük, büyüklük, azamet, haşmet, saltanat, malik olma, hükmü altına alma.
كِبْر: insanın kendini beğenmesinden, başkasını küçük görmekten doğan insana mahsus bir tutum, davranıştır. Bu insanın kendini başkasından büyük görmesidir. تَكَبُّر ise, büyüklenmektir. Tekebbürün en büyüğü ise, Allah’a karşı gösterilen büyüklenmedir. Bu da hakkı kabul etmemekten ve Allah’a karşı boyun eğip bağlanmayı kendine yedirememek den kaynaklanır. Büyük ve küçük anlamına gelen كََبِير ve صَغِير sözcükleri, birbirine göre mukayese edilerek söylenen anlamları yerine göre daralıp genişleyen kelimelerdendir. Buna göre, bir şeyin yanına konulduğunda küçük, başkasının yanına konulduğunda ise, büyük diye tanımlanabilir. Bu her iki kelimenin kullanım alanları da farklıdır. Kimi zaman, cisimler gibi, bir bütünlük arz eden varlıklar için kullanılırlar. Aynı şekilde azlık, çokluk içinde kullanılabilirler. Kimi zaman ise, sayılar gibi, birbirinden ayrı varlıklar için kullanıldıkları da bilinmektedir. Bazen, tek bir varlık hakkında değişik bakış açılarından dolayı çok ve büyük sıfatları birbirinin yerinde kullanılırlar. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü )
كَبِیر ifadesinden murad, "büyük günahtır ve çok yadırganır" manasıdır. Nitekim büyük günaha da "kebire" denilmiştir. (Fahreddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb) (Bakara 217)
‘Kibir’, şeytanî bir anlayış ve sıfattır. Çünkü Rabbine karşı ilk defa kibirlenen Şeytan oldu. (Bakara, 34. Sâd, 74.) (Hüseyin k. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 387.)
“Kebera” kökünden türeyen “ İstikbar” fiili, başına elif, sin, te harfleri gelen fiiller. Bu ayette geçen “istekbera” fiilinde olduğu gibi. Bu fiillerin çoğuna “kalple alakalı fiiller’’ denir. İstikbar, tekebbür, gibi ikisi de aynı kökten türemiş. Başına elif, tin, se harfleri gelenler var. Bir de, T harfi gelip, B harfinin şeddeli olduğu şekli var. “İstikbar” kişinin içindeki kibir gibi duyguları ifade ederken, “tekebbür” dışa vuran, yani ben dışarıda böyle, kibirli, kasıla kasıla yürüyorsam, tekebbür ediyorum anlamında olur. İçinde “ Siz de kimsiniz ki? ’’ yani “ en büyük benim” duygusunu hisseden, ama dışa vurmayana da “ istekbera “ denir. [Fatma Serap Karamollaoğlu, “Meal Şerhi 4”, You Tube (28 Ekim 2023), 00:44:58-00:45:55.]
Allah Teala’nın “Mütekebbir” sıfatı büyüklüğünün bu olumlu ve olumsuz anlamlarını barındırır. İnsanlar için kullanıldığında olumsuz olarak büyüklük taslamak; Âlemlerin Rabbine isim olarak kullanıldığında ise olumlu anlamda büyüklüğünü göstermek manasındadır. Kur’an’da on sekiz yerde aynı kökten gelen çeşitli vasıflarla büyüklüğün Allah’a mahsus olduğu anlatılır. (Fatma Bayram, En güzel isimler 99 Esma Sonsuz Mana, s. 60.)
Kur’an’da kibir kelimesi terim anlamıyla bir âyette geçmektedir (el-Mü’min 40/56); aynı anlamda sekiz yerde değişik isim ve fiil kalıplarında tekebbür (el-A‘râf 7/13, 146; en-Nahl 16/29; el-Mü’min 40/27), kırk dokuz yerde de istikbâr kavramları yer almıştır. Yalnız bir âyette (el-Haşr 59/23) mütekebbir kelimesi Allah’ın isimleri arasında, bir âyette de (el-Câsiye 45/37) kibriyâ Allah’ın sıfatı olarak geçmektedir. Son âyette mutlak anlamda büyüklüğün Allah’a mahsus olduğu bildirilir. Âyetlerin bazısında tekebbür ve istikbar, kendisinin Âdem’den daha üstün olduğunu ileri süren İblîs’in büyüklenme duygusuna kapılarak Âdem’e secde etmesini isteyen ilâhî buyruğa karşı çıkışını anlatır.(el-Bakara 2/34; el-A‘râf 7/12-13; Sâd 38/74). Diğer âyetlerde ise aynı kavramlar inkârcıların Allah’ın âyetleri, kitabı ve dini, Peygamber ve onun tebliğleriyle müslüman topluluk karşısındaki aşağılayıcı ve reddedici tutumlarını, kendini beğenmişliklerini ifade eder. Önceki peygamberlerin tebliğ faaliyetlerinin açıklandığı âyetlerde onların da benzer tepkilerle karşılaştığı anlatılarak bu tutumun her devirdeki inkârcıların ortak tavrı olup bunun bir ahlâk hastalığı sayıldığı belirtilir. Bazı âyetlerde istikbâr, inkârcılar arasından özellikle varlıklı ve aristokrat kesimin yoksul ve zayıf çoğunluğa karşı takındığı aşağılayıcı ve baskıcı tutumu ifade etmek üzere kullanılır ve bu sosyal problemle ilgili olarak çeşitli peygamberlerin kavimlerinden örnekler verilir. (el-A‘râf 7/75-76; Sebe’ 34/31-33). (Mustafa Çağırıcı, “Kibir”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 25 : 561.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
وَاسْتَكْبَرَ | ve kibirlendi |
|
|
لَكَبِيرَةٌ | ağır gelir |
|
|
اسْتَكْبَرْتُمْ | büyüklük taslayarak |
|
|
لَكَبِيرَةً | ağır gelir |
|
|
وَلِتُكَبِّرُوا | ve yüceltmenizi (ister) |
|
|
كَبِيرٌ | büyük bir günahtır |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyük (bir günahtır) |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyük(bir günah)tır |
|
|
كَبِيرٌ | büyük |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyüktür |
|
|
الْكِبَرُ | ihtiyarlık |
|
|
كَبِيرًا | çok olsun |
|
|
الْكِبَرُ | ihtiyarlık |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyüktür |
|
|
كَبِيرًا | büyük |
|
|
يَكْبَرُوا | büyüyüp (geri alacaklar) diye |
|
|
كَبَائِرَ | büyük günahlardan |
|
|
كَبِيرًا | büyüktür |
|
|
أَكْبَرَ | daha büyüğünü |
|
|
وَيَسْتَكْبِرْ | ve büyüklük taslarsa |
|
|
وَاسْتَكْبَرُوا | ve büyüklük taslayanlara |
|
|
يَسْتَكْبِرُونَ | büyüklük taslamazlar |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyüktür |
|
|
كَبُرَ | ağır geldiyse |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyük |
|
|
تَسْتَكْبِرُونَ | büyüklük taslamanızdan |
|
|
أَكَابِرَ | büyüklerini |
|
|
تَتَكَبَّرَ | büyüklük taslamak |
|
|
وَاسْتَكْبَرُوا | ve büyüklenenler |
|
|
وَاسْتَكْبَرُوا | ve kibirlenenler |
|
|
تَسْتَكْبِرُونَ | büyüklük taslamanız |
|
|
اسْتَكْبَرُوا | büyüklük taslıyorlar |
|
|
اسْتَكْبَرُوا | büyüklük taslayan(lar) |
|
|
اسْتَكْبَرُوا | büyüklük taslayan |
|
|
فَاسْتَكْبَرُوا | ama yine büyüklük tasladılar |
|
|
يَتَكَبَّرُونَ | büyüklenenleri |
|
|
يَسْتَكْبِرُونَ | büyüklenmezler |
|
|
كَبِيرٌ | büyük |
|
|
الْأَكْبَرِ | en büyük |
|
|
أَكْبَرُ | hepsinden büyüktür |
|
|
كَبِيرَةً | büyük |
|
|
أَكْبَرَ | daha büyüğü |
|
|
كَبُرَ | ağır |
|
|
فَاسْتَكْبَرُوا | ancak onlar büyüklendiler |
|
|
الْكِبْرِيَاءُ | büyüklüğün |
|
|
كَبِيرٍ | büyük |
|
|
كَبِيرٌ | büyük |
|
|
أَكْبَرْنَهُ | onu (gözlerinde) büyüttüler |
|
|
كَبِيرًا | büyük |
|
|
كَبِيرُهُمْ | büyükleri |
|
|
الْكَبِيرُ | büyüktür |
|
|
اسْتَكْبَرُوا | büyüklük taslayan(lara) |
|
|
الْكِبَرِ | ihtiyarlık çağımda |
|
|
الْكِبَرُ | ihtiyarlık |
|
|
مُسْتَكْبِرُونَ | büyüklük taslarlar |
|
|
الْمُسْتَكْبِرِينَ | büyüklük taslayanları |
|
|
الْمُتَكَبِّرِينَ | kibirlenenlerin |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyüktür |
|
|
يَسْتَكْبِرُونَ | büyük taslamazlar |
|
|
كَبِيرًا | kibirli |
|
|
كَبِيرًا | büyük |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyüktür |
|
|
وَأَكْبَرُ | ve daha büyüktür |
|
|
الْكِبَرَ | ihtiyarlık çağına |
|
|
كَبِيرًا | büyük |
|
|
كَبِيرًا | çok |
|
|
يَكْبُرُ | büyüyen |
|
|
كَبِيرًا | daha da fazla |
|
|
كَبِيرًا | cidden büyüktür |
|
|
تَكْبِيرًا | tam bir yüceltme ile |
|
|
وَكَبِّرْهُ | ve O’nu yücelt |
|
|
كَبُرَتْ | ne büyük (küstahça) |
|
|
كَبِيرَةً | büyük |
|
|
الْكِبَرِ | ihtiyarlığın |
|
|
الْكُبْرَى | en büyük |
|
|
لَكَبِيرُكُمُ | büyüğünüzdür |
|
|
يَسْتَكْبِرُونَ | büyüklenmez |
|
|
كَبِيرًا | büyüğü |
|
|
كَبِيرُهُمْ | büyükleri |
|
|
الْأَكْبَرُ | en büyük |
|
|
لِتُكَبِّرُوا | anmanız için |
|
|
الْكَبِيرُ | çok büyüktür |
|
|
فَاسْتَكْبَرُوا | onlar büyüklük tasladılar |
|
|
مُسْتَكْبِرِينَ | kibirlenerek |
|
|
كِبْرَهُ | en büyüğünü |
|
|
كَبِيرًا | büyük |
|
|
اسْتَكْبَرُوا | onlar büyüklük tasladılar |
|
|
كَبِيرًا | büyük |
|
|
كَبِيرًا | büyük |
|
|
لَكَبِيرُكُمُ | büyüğünüzdür |
|
|
كَبِيرٌ | büyük |
|
|
وَاسْتَكْبَرَ | büyüklük tasladılar |
|
|
فَاسْتَكْبَرُوا | fakat onlar büyüklük tasladılar |
|
|
أَكْبَرُ | en büyük(ibadet)tir |
|
|
مُسْتَكْبِرًا | büyüklük taslayarak |
|
|
الْكَبِيرُ | ve büyük |
|
|
يَسْتَكْبِرُونَ | büyüklük taslamazlar |
|
|
الْأَكْبَرِ | büyük |
|
|
كَبِيرًا | büyük |
|
|
وَكُبَرَاءَنَا | ve büyüklerimize |
|
|
كَبِيرًا | büyük |
|
|
أَكْبَرُ | büyük |
|
|
الْكَبِيرُ | büyüktür |
|
|
اسْتَكْبَرُوا | büyüklük taslayan(lara) |
|
|
اسْتَكْبَرُوا | büyüklük taslayan(lar) |
|
|
اسْتَكْبَرُوا | büyüklük taslayan(lara) |
|
|
كَبِيرٌ | büyük |
|
|
الْكَبِيرُ | büyük |
|
|
اسْتِكْبَارًا | büyüklük taslama(larını) |
|
|
يَسْتَكْبِرُونَ | büyüklük tasıyor(lar) |
|
|
اسْتَكْبَرَ | o büyüklük tasladı |
|
|
أَسْتَكْبَرْتَ | büyüklük mü tasladın? |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyüktür |
|
|
وَاسْتَكْبَرْتَ | ve büyüklük tasladın |
|
|
لِلْمُتَكَبِّرِينَ | kibirlenenler için |
|
|
الْمُتَكَبِّرِينَ | kibirlenenlerin |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyüktür |
|
|
الْكَبِيرِ | ve büyük |
|
|
مُتَكَبِّرٍ | kibirlilerin |
|
|
كَبُرَ | ne büyük |
|
|
مُتَكَبِّرٍ | kibirli |
|
|
اسْتَكْبَرُوا | büyüklük taslayanlara |
|
|
اسْتَكْبَرُوا | büyüklük taslayanlar |
|
|
كِبْرٌ | büyüklük (taslamaktan) |
|
|
أَكْبَرُ | çok daha zordur |
|
|
يَسْتَكْبِرُونَ | büyüklenen(ler) |
|
|
الْمُتَكَبِّرِينَ | kibirlenenlerin |
|
|
فَاسْتَكْبَرُوا | büyüklük tasladılar |
|
|
اسْتَكْبَرُوا | büyüklük taslarlarsa |
|
|
كَبُرَ | ağır geldi |
|
|
الْكَبِيرُ | büyük |
|
|
كَبَائِرَ | büyük |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyük (olandan) |
|
|
الْكُبْرَىٰ | büyük |
|
|
مُسْتَكْبِرًا | büyüklük taslar |
|
|
فَاسْتَكْبَرْتُمْ | fakat siz büyüklük tasladınız |
|
|
الْكِبْرِيَاءُ | ululuk |
|
|
وَاسْتَكْبَرْتُمْ | siz tenezzül etmemişseniz |
|
|
تَسْتَكْبِرُونَ | büyüklük taslamanızdan |
|
|
الْكُبْرَىٰ | büyük |
|
|
كَبَائِرَ | büyüklerinden |
|
|
وَكَبِيرٍ | ve büyük |
|
|
كَبِيرٌ | büyük |
|
|
الْمُتَكَبِّرُ | Mütekebbir’dir (çok ulud) |
|
|
كَبُرَ | büyüktür |
|
|
مُسْتَكْبِرُونَ | büyüklük taslarlar |
|
|
كَبِيرٍ | büyük |
|
|
كَبِيرٌ | büyük |
|
|
أَكْبَرُ | daha büyüktür |
|
|
وَاسْتَكْبَرُوا | ve böbürlendiler |
|
|
اسْتِكْبَارًا | kibirle |
|
|
كُبَّارًا | büyük büyük |
|
|
فَكَبِّرْ | tekbir et |
|
|
وَاسْتَكْبَرَ | ve böbürlendi |
|
|
الْكُبَرِ | büyüklerden |
|
|
كَبِيرًا | büyük |
|
|
الْكُبْرَىٰ | büyük |
|
|
الْكُبْرَىٰ | büyük |
|
|
الْكَبِيرُ | büyük |
|
|
الْكُبْرَىٰ | en büyük |
|
|
الْأَكْبَرَ | en büyük |