Rahat yaşayış, refah, nimetler, varlık, varlıklı mes’ud, gözü aydın, parlak, güleç, neş’eli, nimetlendirmek, refaha kavuşturmak, geçimini bolaştırmak, nimet, çok nimet, bolluk, kolay geçim, nimetlenme, büyük baş hayvan. (Mahmud Çanga, Kur’an Kelimelerinin Anahtarı, Timaş, s. 515.)
نِعْمَة: İyi hâl/güzel hayat demektir. Nimet kelimesinin dilbilgisi açısından kuruluşu insanın جِلْسَة oturuş, رِكْبَة biniş gibi hâl, tutum, tavır vb. davranışlarını tanımlayan sıfatların formundadır. نِعْمَ ise, övgü için kullanılır. Kötüleme için kullanılan بِئْسَ sözcüğünün karşıtıdır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü )
Nimet kelimesinde, yumuşaklık, rahatlık, kolaylık manaları var. En önemli nimet de “Vahiy” dir. İsrailoğullarına verilen nimet aslında bütün peygamberlere ve peygamber ümmetlerine verilen vahiy nimetidir. Ve bütün peygamberler ve onların kavimleri, bulundukları çağda verilen vahiy nimeti dolayısıyla, diğer milletlere üstünlük sağlamışlardır. İsrailoğullarına verilen nimet, Yusuf a.s dan başlayarak, efendimize kadar gönderilen birçok peygamberle devam etmiş ve pekiştirilmiştir. Bir şeyin nimet olarak değerlendirilmesi de aslında o şeyi görmekle, onun farkına varmakla ortaya çıkar. [Fatma Serap Karamollaoğlu, “Meal Şerhi 5”, You Tube (2 Kasım 2023), 00:30:57-00:32:06.]
‘Ni’met’ kelimesinin içerisinde, iyilik, mutluluk, ihsan, bağış, hayırlı mal ve servet, her türlü güzel durum ve manaları da bulunmaktadır.Türkçede başta ekmek olmak üzere, yiyecek, içecek ve ihtiyacı karşılayan şeylere ‘ni’met’ denildiğini hatırlayalım. Aynı kelimeden gelen ‘in’am’; ni’met verme, ni’metlendirme demektir. Kur'an'da bir sûreye adını veren ‘En’am’, kendilerinden faydalanılan deve, davar ve sığır gibi hayvanlara denmektedir. Yine aynı kökten gelen ‘naîm’, pek çok nimet anlamındadır. Cennet’te mü’minlere haddinden fazla ni’met verileceği için, oraya ‘Naîm cenneti’ adı verilmektedir. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 553.)
Sözlükte masdar olarak “bolluk ve iyi hal içinde olmak”, isim olarak “maddî ve mânevî imkânlar” anlamına gelen nimet (na‘me) kelimesini İbnü’l-Cevzî “insana refah ve mutluluk sağlayan meşrû şey” (Nüzhetü’l-aʿyün, s. 597), Seyyid Şerîf el-Cürcânî “özel bir amaç veya bedel gözetilmeksizin yapılan iyilik” diye tanımlamıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de nimet kavramı fiil kalıplarında on sekiz, isim olarak elli dört ve naîm (bol nimet) şeklinde on yedi âyette geçmektedir. Bir âyette fiil kalıbıyla yer alan nimet kavramı Hz. Peygamber’e izâfe edilmekte (el-Ahzâb 33/37), iki âyetin birinde, Firavun’un İsrâiloğulları’nı köle olarak çalıştırmasının kendisi tarafından nimet diye telakki edilmesi Hz. Mûsâ tarafından eleştirilirken kelime ona nisbet edilmekte (eş-Şuarâ 26/22), diğerinde de karşılıksız malî harcama yaparken rabbinin rızâsını talep etmekten başka kimsenin nezdinde şükran beklentisi olmayan iyi insan tipi tasvir edilirken kullanılmaktadır (el-Leyl 92/19). Buna göre Kur’an’da yer alan nimet kavramı üç istisna dışında seksen altı defa Allah’a izâfe edilmektedir. Nimet olarak değerlendirilen şeylerin maddî ve mânevî olmak üzere ikiye ayrılması mümkündür. Maddî nimetler dünyada varlığın devamı için gerekli olan her şeyi içerir. Mânevî nimetlere gelince Kur’an’da nimet kavramı hidayet, iman ve bunların sağladığı ebedî hayattaki mutluluk üzerine yoğunlaşmaktadır. İbnü’l-Cevzî nimet kelimesinin Kur’an’da on mânaya geldiğini, bunlardan yalnızca birinin güzel yaşama imkânları alanına girdiğini, diğerlerinin din, kitap, nübüvvet, Hz. Muhammed’in kendisi, İslâmiyet, lütuf ve ihsan, sevap ve mükâfat gibi mânalara geldiğini belirtir. Kur’an’da kendilerine nimet verildiği bildirilenlerin başında peygamberler gelir. Peygamberlerden başka kendilerine nimet verilenler sıddîklar, şehitler ve sâlihler olup Allah’a ve resulüne itaat edenlerin de bunlarla birlikte mükâfatlandırılacağı beyan edilir (en-Nisâ 4/69). (Fatma Candan Günaydın, “Nimet”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 33 : 129.)
Canlı veya cansız bütün varlıklara verilen ve varlıklarını sürdürmelerini sağlayan şeylere ‘rızık’ denir ve bu hayvan veya insan için kullanılır. Ancak ni’met kelimesi yalnızca insan için kullanılmaktadır. Çünkü yediği, kullandığı, kavuştuğu şeyin tadını almak yalnızca insana ait bir olaydır.
İnsana verilen ni’metler ya dünyalıktır ya da Ahiretliktir. Dünyada ulaşılan nimetler de iki çeşittir:
1-Allah vergisi ni’metler,
2-Çalışılarak elde edilen ni’metler.
Allah vergisi (vehbî) nimetler ya maddi olur manevi. Ruhun bedene üfürülmesi, yani can verilmesi, akıl ve zekânın işe yaraması; düşünme, konuşma, akletme, vicdan ve iç duygular, anlama ve ifade etme gibi yetenekler birer vehbî ni’mettir.Vücudumuz, vücudumuzdaki bütün organlar, bunların işe yaraması, kuvvet ve hareket yeteneği yine birer ni’mettir.
Çalışarak elde edilen ni’metlerin başında iman gelir. İlim sahibi olma, ahlâkı güzelleştirme, doğru olma, itibar sahibi olma, mal ve mülk kazanma gibi şeyler ni’met olan şeylerdir.
Ahiret ni’meti ise, Allah'ın bağışını kazanarak ni’metler yurdu Cennete kavuşmadır. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 554.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
أَنْعَمْتَ | ni’met verdin |
|
|
نِعْمَتِيَ | ni’metleri |
|
|
أَنْعَمْتُ | ni’metlendirdim |
|
|
نِعْمَتِيَ | ni’metimi |
|
|
أَنْعَمْتُ | ni’metlendirdim |
|
|
نِعْمَتِيَ | ni’meti |
|
|
أَنْعَمْتُ | verdiğim |
|
|
نِعْمَتِي | ni’metimi |
|
|
نِعْمَةَ | ni’metini |
|
|
نِعْمَتَ | ni’metini |
|
|
فَنِعِمَّا | ne güzeldir |
|
|
وَالْأَنْعَامِ | davarlardan |
|
|
نِعْمَتَ | ni’metini |
|
|
بِنِعْمَتِهِ | O’un ni’metiyle |
|
|
وَنِعْمَ | ve ne güzeldir |
|
|
بِنِعْمَةٍ | ni’metini |
|
|
وَنِعْمَ | ve ne güzel |
|
|
بِنِعْمَةٍ | bir ni’metle |
|
|
نِعِمَّا | ne güzel |
|
|
أَنْعَمَ | ni’metlendirdiği |
|
|
أَنْعَمَ | lutfetti |
|
|
الْأَنْعَامِ | hayvanların |
|
|
الْأَنْعَامِ | hayvanlar |
|
|
نِعْمَتِي | ni’metimi |
|
|
نِعْمَتَهُ | ni’metini |
|
|
نِعْمَةَ | ni’metini |
|
|
نِعْمَتَ | ni’metini |
|
|
نِعْمَةَ | ni’metini |
|
|
أَنْعَمَ | ni’met verdiği |
|
|
النَّعِيمِ | ni’meti bol |
|
|
النَّعَمِ | hayvan- |
|
|
نِعْمَتِي | ni’metimi |
|
|
وَالْأَنْعَامِ | ve hayvanlar(dan) |
|
|
أَنْعَامٌ | hayvanlardır |
|
|
وَأَنْعَامٌ | ve hayvanlar |
|
|
وَأَنْعَامٌ | ve hayvanlar |
|
|
الْأَنْعَامِ | hayvanların |
|
|
الْأَنْعَامِ | hayvanlar- |
|
|
كَالْأَنْعَامِ | hayvanlar gibidir |
|
|
نِعْمَ | O, ne güzel |
|
|
وَنِعْمَ | ve ne güzel |
|
|
نِعْمَةً | ni’meti |
|
|
أَنْعَمَهَا | onları nimetlendirdiği |
|
|
نَعِيمٌ | nimetler |
|
|
النَّعِيمِ | naim |
|
|
وَالْأَنْعَامُ | ve hayvanlar |
|
|
نَعْمَاءَ | bir nimet |
|
|
نِعْمَتَهُ | ni’metini |
|
|
فَنِعْمَ | ne güzel |
|
|
نِعْمَةَ | ni’metini |
|
|
نِعْمَتَ | ni’metini |
|
|
نِعْمَتَ | ni’metini |
|
|
وَالْأَنْعَامَ | ve hayvanları da |
|
|
نِعْمَةَ | ni’metini |
|
|
وَلَنِعْمَ | ve ne güzeldir |
|
|
نِعْمَةٍ | her ni’met |
|
|
الْأَنْعَامِ | hayvanlarda |
|
|
أَفَبِنِعْمَةِ | ni’metini mi? |
|
|
وَبِنِعْمَتِ | ve ni’metine |
|
|
الْأَنْعَامِ | hayvan |
|
|
نِعْمَتَهُ | ni’metini |
|
|
نِعْمَتَ | ni’metini |
|
|
بِأَنْعُمِ | ni’metlerine |
|
|
نِعْمَتَ | ni’metine |
|
|
لِأَنْعُمِهِ | O’nun ni’metlerine |
|
|
أَنْعَمْنَا | ni’met versek |
|
|
نِعْمَ | ne güzel |
|
|
أَنْعَمَ | ni’met verdiği |
|
|
أَنْعَامَكُمْ | hayvanlarınızı |
|
|
الْأَنْعَامِ | hayvanlar- |
|
|
الْأَنْعَامُ | hayvanlar |
|
|
الْأَنْعَامِ | (kurbanlık) |
|
|
النَّعِيمِ | ni’met |
|
|
فَنِعْمَ | ne güzel |
|
|
وَنِعْمَ | ve ne güzel |
|
|
الْأَنْعَامِ | hayvanlarda |
|
|
كَالْأَنْعَامِ | hayvanlar gibidir |
|
|
أَنْعَامًا | hayvanlardan |
|
|
نِعْمَةٌ | ni’met |
|
|
النَّعِيمِ | ni’met(i bol olan) |
|
|
بِأَنْعَامٍ | davarlar |
|
|
نِعْمَتَكَ | ni’metine |
|
|
أَنْعَمْتَ | lutfettiğin |
|
|
أَنْعَمْتَ | lutfettiğin ni’metler |
|
|
نِعْمَ | ne güzeldir |
|
|
وَبِنِعْمَةِ | ve ni’metine |
|
|
النَّعِيمِ | ni’meti bol |
|
|
نِعَمَهُ | ni’metlerini |
|
|
بِنِعْمَتِ | ni’metiyle |
|
|
أَنْعَامُهُمْ | hayvanları da |
|
|
نِعْمَةَ | ni’metini |
|
|
أَنْعَمَ | ni’met verdiği |
|
|
وَأَنْعَمْتَ | ve senin ni’met verdiğin |
|
|
نِعْمَتَ | ni’metini |
|
|
وَالْأَنْعَامِ | ve davarlardan |
|
|
أَنْعَامًا | nice hayvanlar |
|
|
النَّعِيمِ | Ni’met |
|
|
نِعْمَةُ | ni’meti |
|
|
فَلَنِعْمَ | ne güzel |
|
|
نِعْمَ | ne güzel |
|
|
نِعْمَ | ne güzel |
|
|
الْأَنْعَامِ | davarlar- |
|
|
نِعْمَةً | bir ni’met |
|
|
نِعْمَةً | bir ni’met |
|
|
فَنِعْمَ | ne güzeldir |
|
|
الْأَنْعَامَ | hayvanları |
|
|
أَنْعَمْنَا | bir ni’met verdiğimizde |
|
|
الْأَنْعَامِ | hayvanlardan |
|
|
وَالْأَنْعَامِ | ve hayvanlar |
|
|
نِعْمَةَ | ni’metini |
|
|
أَنْعَمْنَا | ni’met verdiğimiz |
|
|
وَنَعْمَةٍ | ve ni’metler(den) |
|
|
نِعْمَتَكَ | ni’metine |
|
|
أَنْعَمْتَ | verdiğin |
|
|
الْأَنْعَامُ | hayvanların |
|
|
نِعْمَتَهُ | ni’metini |
|
|
وَنِعْمَةً | ve ni’metdir |
|
|
فَنِعْمَ | ne güzel |
|
|
وَنَعِيمٍ | ve ni’metler |
|
|
بِنِعْمَتِ | ni’meti sayesinde |
|
|
نِعْمَةً | bir ni’met olarak |
|
|
النَّعِيمِ | Ni’met |
|
|
نَعِيمٍ | ni’met |
|
|
بِنِعْمَةِ | ni’metiyle |
|
|
النَّعِيمِ | ni’met |
|
|
نِعْمَةٌ | bir ni’metin |
|
|
نَعِيمٍ | ni’met |
|
|
النَّعْمَةِ | ni’met |
|
|
نَعِيمًا | bir ni’met |
|
|
فَنِعْمَ | ne güzel |
|
|
وَلِأَنْعَامِكُمْ | ve hayvanlarınız için |
|
|
وَلِأَنْعَامِكُمْ | ve hayvanlarınız için |
|
|
نَعِيمٍ | ni’metler |
|
|
نَعِيمٍ | ni’met |
|
|
النَّعِيمِ | ni’metin |
|
|
نَاعِمَةٌ | ni’met içinde mutludur |
|
|
وَنَعَّمَهُ | ve ona ni’met verse |
|
|
نِعْمَةٍ | ni’meti |
|
|
بِنِعْمَةِ | ni’metini |
|
|
النَّعِيمِ | ni’metler- |