Düşmek, inmek, yuvarlanmak, konaklamak.
هُبُوط: Zor kullanarak bir şeyi yuvarlamaktır. Taşı yuvarlamak gibi. Fiil olarak هَبَطْتُ وهَبَطْتُهُ هَبْطًا şeklinde kullanılır. İnsan için kullanılan هُبُوط kavramı, onu hafife almayı anlatır. إِنْزَال ise, böyle değildir. Çünkü yüce Allah, şerefli olduklarına dikkat çektiği melekler, Kur’an, yağmur vb bazı şeyler hakkında da bu fiili kullanmıştır. هُبُوط ise, indirmek ve alçaltmak manası söz konusu olduğunda zikredilmiştir. Allah buyurur ki:
وَقُلْنَا اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوّ
birbirinize düşman olarak inin, dedik (2/Bakara 36). Yine Allah buyurur ki:
قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَنْ تَتَكَبَّرَ فِيهَا
Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir (7/A’râf 13). (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Hz. Adem (a.s.)’in bulunduğu cennetin gökte olduğunu söyleyen kimse, “hubutu” (inişi), yüksek bir yerden aşağı bir yere inmek olarak; bu cennetin yeryüzünde olduğunu söyleyen kimse, bunu bir yerden bir başka bir yere gidiş olarak tefsir etmiştir. (Fahruddin Er-Razi, Tefsir-i- Kebir-Mefatihu'l Gayb)