Bir şeyi, onu rahatsız edecek ve ona zarar verecek şeylerden korumaya وِقَايَة adı verilmiştir. Allah buyurur ki:
فَوَقٰيهُمُ اللّٰهُ شَرَّ ذٰلِكَ الْيَوْمِ وَلَقّٰيهُمْ نَضْرَةً وَسُرُوراًۚ
Allah da onları o günün fenalığından korur, (76/İnsân 11); Yine Allah buyurur ki:
وَوَقٰيهُمْ عَذَابَ الْجَح۪يمِۙ
Allah onları cehennem azabından korumuştur (44/Duhân 56).
تَقْوَى ise, insanın kendi canını korkulan şeylerden sakındırmasıdır. Gerçek anlamı budur. Bunun yanında bazen korku takva diye adlandırılır, bazen de takva, korku diye isimlendirilir. Bir şey, nasıl şartı gerektirir, şartı da onu gerektirirse, bu kullanımlarda da durum aynıdır. Şeriat terminolojisinde takva, insanın kendisini günâhlardan sakındırması anlamında kullanılmıştır. Bu da sakıncalı olan şeylerin terk edilmesi ile gerçekleşir. Gerçek anlamda tamamlanması ise, birtakım helalleri de terk etmeyi gerektirir. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
“Takva” ve “ittika” kelimeleri, “ve-ka” fiilinin mastar olan “vikaye” den gelmektedir. “Ve-Ka” fiilinin “vakyen”, “vakıyeten“, “tevkıyeten” ve “ vikaen “ şeklinde değişik mastarları da vardır. Bütün bu mastarların hepsi: “bir şeyi muhafaza etmek, eziyetten korumak, himaye etmek, zarar verecek şeyden onu sakınmak, ondan çekinmek “ bir şeyi başka bir şeyle, bir tehlikeye karşı korumaya almak” manalarını taşırlar. (H. Mehmed Soysaldı, “Kur’an Semantığı Açısından Takva”, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 1, Elazığ (1996.):22)
Din ıstılahında ittika ve takva; iman edip emir ve yasaklarına uyarak, Allah’a karşı gelmekten sakınmak, dünya veya ahirete insana zarar verecek, ilahi azaba sebeb olabilecek inanç söz, fiil ve davranışlardan ve her türlü günahtan sakınmak anlamına gelir. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 348.)
“Takva” mu’mini koruyan, kollayan ve tehlikelerden sakındıran bir elbisedir. Bu elbise ne kadar sağlam, güzel ve gösterişli olursa, insanı o kadar zararlı şeylerden korur. Bu hayırlı elbiseye börünen kendini her türlü kötülük ve günahtan korur, bu elbiseyle beraber kendini sağlama alır. Çünkü takva, Allah’tan korkup çekinmeyi, O’nun rizasına uygun olmayan davranış ve amellerden sakınmayı sağlar. Fücur, takva’nın zıddı olarak bu perdeyi, bu elbise yırtmak, açmak, üzerindeki koruyucu örtüyü kaldırmak demektir. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 668.)
Ebu hureyreye nisbet edilen bir benzetme, “Yolda yürürken dikenler görürsen ya yolu değiştirirsin yada dikene dokunmadan geçmenin bir yolunu arar ve bulursun; işte takva da budur; hayatı Allah Teala’nın yasakladığı kötülüklere bulaşmadan yaşamaya çalışmaktır.” (Hayreddin Karaman v.dğr., Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, s. 70.)
"Müttaki" kelimesi, "takva" veya "vikaye"den gelir. İttika eden, takva sahipleri demektir. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 476.)
Müttaki ve takva dilimizde de kullanılan Arapça asıllı kelimelerdendir. Müttakiler kelimesinin lügat manası, “sakınılması gereken şeylerden sakınanlar” demektır. Buna göre takva sahibi kimselerde şu beş vasıf vardır: Gayba iman etmek, namazı doğru ve devamlı kılmak, Allah’ın verdiklerinden bir kısmını O’nun rızası için harcamak, Kur’an’a olduğu gibi diğer peygamberlere gönderilen kitaplara da inanmak ve ahiret konusunda kesin inanç sahibi olmak. Bu vasıfları kendine gerçekleştirilmiş olan mümin takva sahibidir, müttakidir. (Hayreddin Karaman v.dğr., Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı, 2007), 70.)
Müttaki kelimesi Müslüman veya Mü’min’ den daha umumi bir ifadedir. Karakteri sağlam, ahlaklı kişiler içinde muttaki tabiri kullanılabilir. Muttaki olmak yani takva sahibi olmak dikenli bir tarlada veya mayın döşenmiş bir tarlada yürür gibi, Allah’ın senin her anını gördüğünü düşünerek hayatı yaşamaktır. [ Fatma Serap Karamollaoğlu,“Meal Şerhi 1”, You Tube (6 Ekim 2023), 00:16:00 - 00:17:24.) ]
Takvâ ve kökün ittikā, takī, etkā, müttakī gibi diğer türevleri ve fiil şekilleri Kur’ân-ı Kerîm’de 285 yerde geçmektedir. Kur’an’da ve hadislerde takvâ bazan sözlük anlamında, bazan da “Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından kaçınarak azabından korunma” anlamında kullanılır. Genellikle peygamberler ümmetlerine, “Allah’tan sakının ve bana itaat edin” diye hitap etmiştir (eş-Şuarâ 26/108, 179). Peygambere itaat eden Allah’a da itaat etmiş olacağından (en-Nisâ 4/80) takvâ Allah’a ve resulüne itaat etme anlamını içerir. Kur’an’da takvâ sahibi müminlerden bahsedilirken Allah’ın onları cehennem azabından koruduğu anlatılır (ed-Duhân 44/56; et-Tûr 52/18; el-İnsân 76/11); bundan dolayı mümin Allah’ın kendisini cehennem azabından korumasını ister (el-Bakara 2/201; Âl-i İmrân 3/191). Allah’a “ehl-i takvâ” denmesi (el-Müddessir 74/56) koruyan ve korunulan olmasındandır. “Ateşin azabından bizi koru” duasında (el-Bakara 2/201; Âl-i İmrân 3/16, 191) veya, “Kendinizi, ailenizi ateşten koruyun” âyetinde geçen (et-Tahrîm 66/6) “koru” ve “koruyun” ifadeleri aynı kökten gelir. Takvâ kelimesi Kur’an’da on yedi yerde geçer (meselâ bk. el-Bakara 2/197; el-Mâide 5/2; el-A’râf 7/26; et-Tevbe 9/108; Tâhâ 20/132). Klasik müfessirler takvâya ve aynı kökten gelen emir kiplerine genellikle, “Allah’tan korkun” anlamını vermiştir. Söz konusu fiilin kökü korku anlamını da içermekle birlikte bu korkunç bir şeyden çekinmeyi değil seven birinin sevdiğinin gönlünü incitmekten çekinmesini, yaratanına karşı saygı ve sorumluluk duyma hassasiyetini ifade eder. Bu bağlamda takvâ karşılığı olarak önerilen “Allah bilinci, Allah’a karşı sorumluluk bilinci” ifadeleri kavramın içeriğine daha uygun görünmektedir. Takvâ ve ittikā kelimelerinin içerdiği korku Allah’a duyulan saygıdan kaynaklanır. Böyle bir duygu müminleri kötülükten ve günahtan vazgeçirir, iyiliğe ve hayra sevkeder. (Süleyman Uludağ, “Takva”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 39:484)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | müttakiler için |
|
|
تَتَّقُونَ | korunursunuz |
|
|
فَاتَّقُوا | o halde sakının |
|
|
فَاتَّقُونِ | sakının |
|
|
وَاتَّقُوا | ve sakının |
|
|
تَتَّقُونَ | korunursunuz |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | müttakiler için |
|
|
وَاتَّقَوْا | ve sakınmış olsalardı |
|
|
وَاتَّقُوا | sakının |
|
|
الْمُتَّقُونَ | muttakiler |
|
|
تَتَّقُونَ | korunursunuz |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakiler |
|
|
تَتَّقُونَ | korunursunuz |
|
|
يَتَّقُونَ | korunup sakınırlar |
|
|
اتَّقَىٰ | takvasıdır |
|
|
وَاتَّقُوا | ve sakının |
|
|
وَاتَّقُوا | korkun |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakilerle |
|
|
وَاتَّقُوا | sakının |
|
|
التَّقْوَىٰ | takvadır |
|
|
وَاتَّقُونِ | ve benden sakının |
|
|
وَقِنَا | ve bizi koru |
|
|
اتَّقَىٰ | sakınan |
|
|
وَاتَّقُوا | korkun |
|
|
اتَّقِ | kork |
|
|
اتَّقَوْا | takva sahipleri |
|
|
وَاتَّقُوا | ve sakının |
|
|
وَتَتَّقُوا | ve sakınmanıza |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
لِلتَّقْوَىٰ | takvaya |
|
|
الْمُتَّقِينَ | müttakiler |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | sakının |
|
|
وَلْيَتَّقِ | korksun |
|
|
وَاتَّقُوا | korkun |
|
|
وَلْيَتَّقِ | ve korksun |
|
|
اتَّقَوْا | korunanlar için vardır |
|
|
وَقِنَا | ve bizi koru |
|
|
تَتَّقُوا | korunmanız |
|
|
تُقَاةً | (gelebilecek) tehlikeden |
|
|
فَاتَّقُوا | o halde korkun |
|
|
وَاتَّقَىٰ | ve (günahtan) korunursa |
|
|
الْمُتَّقِينَ | korunanları |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
تُقَاتِهِ | O’na yaraşır biçimde |
|
|
بِالْمُتَّقِينَ | (günahlardan) korunanları |
|
|
وَتَتَّقُوا | ve korunursanız |
|
|
فَاتَّقُوا | O halde korkun |
|
|
وَتَتَّقُوا | ve korunursanız |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | ve sakının |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | korunanlar için |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | korunanlara |
|
|
وَاتَّقَوْا | ve korunanlar için |
|
|
وَتَتَّقُوا | ve korunursanız |
|
|
وَتَتَّقُوا | ve korunursanız |
|
|
فَقِنَا | bizi koru |
|
|
اتَّقَوْا | korkan(lara) |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | ve sakının |
|
|
فَلْيَتَّقُوا | korksunlar |
|
|
اتَّقَىٰ | korunan |
|
|
وَتَتَّقُوا | ve sakınırsanız |
|
|
وَتَتَّقُوا | sakınırsanız |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
وَالتَّقْوَىٰ | ve takva |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | korkun |
|
|
لِلتَّقْوَىٰ | takvaya |
|
|
وَاتَّقُوا | korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | korkun |
|
|
الْمُتَّقِينَ | korunanlardan |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | korunanlar için |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
وَاتَّقَوْا | ve korunsalardı |
|
|
وَاتَّقُوا | korkun |
|
|
اتَّقَوْا | korundukları |
|
|
اتَّقَوْا | korundukları |
|
|
اتَّقَوْا | korundukları |
|
|
وَاتَّقُوا | korkun |
|
|
فَاتَّقُوا | o halde korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | korkun |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
يَتَّقُونَ | korunan(lar) |
|
|
يَتَّقُونَ | korunurlar |
|
|
يَتَّقُونَ | korunanlar |
|
|
يَتَّقُونَ | korunurlar diye |
|
|
وَاتَّقُوهُ | ve O’ndan korkun |
|
|
تَتَّقُونَ | korunursunuz |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korunun |
|
|
التَّقْوَىٰ | takva |
|
|
اتَّقَىٰ | korunan |
|
|
وَلِتَتَّقُوا | ve korunmanız için |
|
|
تَتَّقُونَ | sakınmaz mısınız? |
|
|
وَاتَّقَوْا | ve korunsalardı |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | korunanlarındır |
|
|
يَتَّقُونَ | korunanlara |
|
|
يَتَّقُونَ | korunurlar (diye) |
|
|
يَتَّقُونَ | korunanlar için |
|
|
تَتَّقُونَ | korunursunuz |
|
|
اتَّقَوْا | (Allah’tan) korkanlar |
|
|
فَاتَّقُوا | korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | sakının |
|
|
تَتَّقُوا | korkarsanız |
|
|
الْمُتَّقُونَ | korunanlardır |
|
|
يَتَّقُونَ | çekinmeden |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
الْمُتَّقِينَ | korunanları |
|
|
الْمُتَّقِينَ | korunanları |
|
|
الْمُتَّقِينَ | korunanlarla |
|
|
بِالْمُتَّقِينَ | korunanları |
|
|
التَّقْوَىٰ | takva |
|
|
تَقْوَىٰ | korku |
|
|
يَتَّقُونَ | sakınacakları |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
الْمُتَّقِينَ | korunanlarla |
|
|
يَتَّقُونَ | sakınan |
|
|
تَتَّقُونَ | sakınmıyor musunuz? |
|
|
يَتَّقُونَ | sakınanlar |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | takva sahiplerinindir |
|
|
فَاتَّقُوا | korkun |
|
|
يَتَّقُونَ | korunanlar |
|
|
يَتَّقِ | korkarsa |
|
|
اتَّقَوْا | korunanlar için |
|
|
وَاقٍ | koruyacak (kimse) |
|
|
الْمُتَّقُونَ | korunanlara |
|
|
اتَّقَوْا | korunan(ların) |
|
|
وَاقٍ | bir koruyucu |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakiler |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
فَاتَّقُونِ | benden korkun |
|
|
الْمُتَّقِينَ | korunanların |
|
|
اتَّقَوْا | korunan(lara) |
|
|
الْمُتَّقِينَ | korunanları |
|
|
تَتَّقُونَ | korkuyorsunuz |
|
|
تَقِيكُمُ | sizi koruyan |
|
|
تَقِيكُمْ | sizi koruyan |
|
|
اتَّقَوْا | korunan(larla) |
|
|
تَقِيًّا | sakınan (bir kimse) |
|
|
تَقِيًّا | korkuyor |
|
|
تَقِيًّا | korunanlara |
|
|
اتَّقَوْا | muttakileri (sakınanları) |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakileri (sakınanları) |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakileri (sakınanları) |
|
|
يَتَّقُونَ | korunurlar |
|
|
لِلتَّقْوَىٰ | takva(sahipleri)nindir |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | muttakiler için |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
تَقْوَى | takvası- |
|
|
التَّقْوَىٰ | takvanız |
|
|
تَتَّقُونَ | korunmaz mısınız? |
|
|
تَتَّقُونَ | korunmaz mısınız? |
|
|
فَاتَّقُونِ | benden korkun |
|
|
تَتَّقُونَ | korkmuyor musunuz? |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | muttakiler için |
|
|
وَيَتَّقْهِ | ve sakınırsa |
|
|
الْمُتَّقُونَ | muttakilere |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | muttakilere |
|
|
يَتَّقُونَ | onlar korunmayacaklar mı? |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | muttakiler için |
|
|
تَتَّقُونَ | korunmaz mısınız? |
|
|
فَاتَّقُوا | korkun |
|
|
فَاتَّقُوا | öyle ise korkun |
|
|
تَتَّقُونَ | korunmaz mısınız? |
|
|
فَاتَّقُوا | korkun |
|
|
فَاتَّقُوا | o halde korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
تَتَّقُونَ | korunmaz mısınız? |
|
|
فَاتَّقُوا | korkun |
|
|
فَاتَّقُوا | korkun |
|
|
تَتَّقُونَ | korunmaz mısınız? |
|
|
فَاتَّقُوا | korkun |
|
|
تَتَّقُونَ | korunmaz mısınız? |
|
|
فَاتَّقُوا | korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
يَتَّقُونَ | korunanları |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | sakınanlarındır |
|
|
وَاتَّقُوهُ | ve O’ndan korkun |
|
|
وَاتَّقُوهُ | ve O’ndan korkun |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
اتَّقِ | kork |
|
|
اتَّقَيْتُنَّ | (Allah’tan) sakınıyorsanız |
|
|
وَاتَّقِ | ve kork |
|
|
وَاتَّقِينَ | ve korkun |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
اتَّقُوا | sakının |
|
|
تَتَّقُونَ | korunmaz mısınız? |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakileri |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | korunanlar için vardır |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
فَاتَّقُونِ | benden korkun |
|
|
اتَّقَوْا | korkarlar |
|
|
يَتَّقِي | korunmağa çalışan |
|
|
يَتَّقُونَ | sakınırlar |
|
|
الْمُتَّقُونَ | korunanlar |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakiler- |
|
|
اتَّقَوْا | korunanları |
|
|
اتَّقَوْا | korunan(lar) |
|
|
وَقِهِمْ | ve onları koru |
|
|
وَقِهِمُ | ve onları koru |
|
|
تَقِ | sen korursan |
|
|
وَاقٍ | koruyan |
|
|
فَوَقَاهُ | onu korudu |
|
|
يَتَّقُونَ | korunanları |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | muttakiler içindir |
|
|
فَاتَّقُوا | o halde korkun |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakiler |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakiler |
|
|
وَوَقَاهُمْ | ve onları korur |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakilerin |
|
|
الْمُتَّقُونَ | muttakilere |
|
|
تَقْوَاهُمْ | korunmalarını |
|
|
وَتَتَّقُوا | ve korunursanız |
|
|
التَّقْوَىٰ | takva |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
لِلتَّقْوَىٰ | takva için |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | o halde korkun |
|
|
أَتْقَاكُمْ | en çok korunanınızdır |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | korunanlara |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakiler |
|
|
الْمُتَّقِينَ | korunanlar |
|
|
وَوَقَاهُمْ | ve onları korumuştur |
|
|
وَوَقَانَا | ve bizi korudu |
|
|
اتَّقَىٰ | korunan |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakiler |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
وَالتَّقْوَىٰ | ve takva |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
يُوقَ | korunursa |
|
|
اتَّقُوا | korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | ve sakının |
|
|
يُوقَ | korunursa |
|
|
فَاتَّقُوا | öyle ise korkun |
|
|
وَاتَّقُوا | ve korkun |
|
|
يَتَّقِ | sakınırsa |
|
|
يَتَّقِ | korkarsa |
|
|
يَتَّقِ | korkarsa |
|
|
فَاتَّقُوا | o halde korkun |
|
|
قُوا | koruyun |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | muttakiler için vardır |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | muttakiler için |
|
|
وَاتَّقُوهُ | ve O’ndan korkun |
|
|
تَتَّقُونَ | kendinizi kurtaracaksınız |
|
|
التَّقْوَىٰ | takva |
|
|
فَوَقَاهُمُ | onları korumuştur |
|
|
الْمُتَّقِينَ | muttakiler ise |
|
|
لِلْمُتَّقِينَ | muttakiler için vardır |
|
|
وَتَقْوَاهَا | ve korunmasını |
|
|
وَاتَّقَىٰ | korunursa |
|
|
الْأَتْقَى | en muttaki olan |
|
|
بِالتَّقْوَىٰ | korunmayı |