Güzel olmak, mergub, hoşa giden, iyilik, güzellik, hayır ve taat, en güzel, daha güzel, daha iyi, nimet, sevap, güzel yapmak, iyilik etmek, nimetlendirmek, ikram etmek, güzel davranmak, sağlam ve güzel yapmak. (Mahmud Çanga, Kur’an Kelimelerin Anahtarı, Timaş, s.144.)
حُسْن: Her hoşa giden, arzu edilen şeyi ifâde eder. Bu da üç çeşittir:
Akıl tarafından güzel görülen şeyler. Arzu tarafından güzel görülen şeyler. Duygu tarafından güzel görülen şeyler. حَسَنَة insanın canı, bedeni ve şartları için elde ettiği bütün sevindirici nimetlere denir. حَسَن de genel kullanımı itibariyle daha çok, gözlere hoş görünen şeyler için kullanılır. Kur’ân’da geçen حَسَن kelimesi çoğu zaman, basiret yönünden güzel görünen şeyler için kullanılır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Hasene; kişinin ulaştığı her türlü sevindirici ni’mettir. İyi ve güzel olan şeylere de ‘hasene’ denilmektedir. ‘Hasene’, insanın hareketlerini, toplumların durumlarını değerlendiren bir anlam ifade eder. Mutluluk, geçimlik, adalet, iyilik, güzel davranış, terbiye, öğüt gibi şeyler de ‘hasene’ olarak değerlendirilmiştir. ‘Hasene-iyilik’ anlayışı toplumlara veya kişilere göre değişse bile Kur'an-ı Kerim buna özel bir anlam veriyor ve neyin ‘hasene/husn-güzel’, neyin ‘seyyie-kötü’ olduğunu belirtiyor. Müslüman insan iyinin ve güzelin ölçüsünü böylece Kur'an'dan öğrenebilir, sonra da devamlı ‘hasene’ olan işleri yapabilir. Çünkü bütün hasene olan işler ona sevap kazandırır. (Hüseyin k. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 270, 271. )
İhsan kelimesi, ‘hasene’ kelimesinden türemiştir. Bütün güzellikleri ve rağbet edilen şeyleri ifade eder. (Hüseyin k. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 311. )
İhsân: Sözlükte “bir şeyi iyi ve güzel yapmak, iyi, güzel ve yararlı fiil işlemek “ila” ve “be” harfi cerleriyle kullanıldığı zaman iyilik etmek, ikram ve in’am’da bulunmak” anlamlarına gelir. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 300.)
Allah'ın nimetleri (Kasas, 77) ve her şeyi en güzel bir şekilde vâr etmesi de (Secde, 7; Mü’minûn, 14) İhsân kavramı ile ifâde edilmiştir. İnsanlar açısından ihsân üç kısımda zikredilebilir:
1) Allah'a karşı ihsân. Bu, şartlarına uygun îmân etmek, emir ve yasaklara uymaktır.
2) İnsanlara karşı ihsân. Bu, insanın ana babasına, eş ve çocuklarına, komşu ve akrabalarına, insanlara iyilik yapmak, iyi davranmak, haklarını riâyet etmek ve kusurlarını bağışlamaktır.
3) Kişinin kendisine karşı ihsânı. Bu, îmân edip sâlih ameller işleyerek Allah'ın rızasını, rahmet, mağfiret, nimet ve cennetini kazanmasıdır. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 301.)
İhsan ahlâkı, adaletten daha kapsamlı bir güzel huydur. Çünkü adalet anlayışında, karşıdakinin hakkını vermek varken, ihsanda ise daha fazlasını vermek, daha güzeli ile karşılık vermek anlayışı vardır. Adaletli olmayı din bir farz olarak, bir gereklilik olarak müslümanlara emrediyor. Ancak ihsan, bundan daha kapsamlı ve üstün olduğu için onu hem emrediyor, hem de fazlasını tavsiye ediyor. İhsan sahibi olmak menduptur (nafile ibadettir). İhsan sahibi olanlara Allah ‘muhsin’ diyor ve onları övüyor: “ Kim, din yönünden iyilik edici (ihsan sahibi) olarak yüzünü Allah'a teslim edip dosdoğru İbrahim dinine tabi olan kimseden daha güzel olabilir? Allah, İbrahim'i dost edinmişti.” (Nisa, 125) (Hüseyin k. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 311. )
Cibril (a.s.)’ın “ihsân nedir?” sorusuna Hz. Muhammed (a.s.), “...Allah'ı görüyormuşsun gibi ibadet etmen”; her ne kadar sen O’nu görmesen de O, seni görüyordur…” cevabını vermiştir (Buhârî, İmân, 37. I, 18). (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 301.)
Sözlükte “güzel olmak” mânasına gelen hüsn kökünden türetilmiş bir masdar olup genel olarak “başkasına iyilik etmek” ve “yaptığı işi güzel yapmak” şeklinde kısmen farklı iki anlamda kullanılmaktadır. İhsanda bulunan kişiye muhsin denir. Kur’ân-ı Kerîm’de ihsan kavramı hem Allah’a hem de insanlara nisbet edilerek yetmişi aşkın âyette masdar, fiil ve isim şeklinde geçmekte, bu âyetlerin bir kısmında “başkasına iyilik etmek”, bir kısmında “yaptığı işi güzel yapmak” mânasında, çoğunda ise herhangi bir belirlemeye gidilmeden mutlak anlamda kullanılmıştır (bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “ḥsn” md.) (Mustafa Çağırıcı, “İhsan”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 16 :437.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananlara |
|
|
حُسْنًا | güzel söz |
|
|
إِحْسَانًا | iyilik edeceksiniz |
|
|
مُحْسِنٌ | işini güzel yaparak |
|
|
أَحْسَنُ | daha güzeli |
|
|
بِإِحْسَانٍ | güzelce |
|
|
وَأَحْسِنُوا | ve iyilik edin |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | iyilik edenleri |
|
|
حَسَنَةً | güzellik |
|
|
حَسَنَةً | güzellik |
|
|
بِإِحْسَانٍ | güzelce |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | iyilik edenlerin |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
حُسْنُ | güzel |
|
|
حَسَنٍ | güzel bir |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
حَسَنَةٌ | bir iyilik |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
وَحُسْنَ | ve en güzelini |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
أَحْسَنُوا | güzel davrananlar |
|
|
حُسْنُ | en güzeli |
|
|
إِحْسَانًا | iyilik edin |
|
|
حَسَنَةً | (zerre miktarı) bir iyilik |
|
|
وَأَحْسَنُ | ve daha güzeldir |
|
|
إِحْسَانًا | iyilik etmek |
|
|
وَحَسُنَ | ve ne güzel |
|
|
حَسَنَةٌ | bir iyilik |
|
|
حَسَنَةٍ | iyilik |
|
|
حَسَنَةً | güzel |
|
|
بِأَحْسَنَ | daha güzeliyle |
|
|
الْحُسْنَىٰ | güzellik |
|
|
أَحْسَنُ | daha güzeldir? |
|
|
مُحْسِنٌ | iyilik edici olarak |
|
|
تُحْسِنُوا | güzel geçinir |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
أَحْسَنُ | daha güzel |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananların |
|
|
وَأَحْسَنُوا | ve iyilik ettikleri |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
إِحْسَانًا | iyilik edin |
|
|
أَحْسَنُ | en güzel biçimde |
|
|
أَحْسَنَ | iyilik eden(lere) |
|
|
بِالْحَسَنَةِ | bir iyilikle |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | iyilik edenlere |
|
|
الْحَسَنَةَ | iyilik |
|
|
الْحَسَنَةُ | bir iyilik |
|
|
الْحُسْنَىٰ | güzel |
|
|
بِأَحْسَنِهَا | bunların en güzelini |
|
|
حَسَنَةً | iyilik |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | iyilik edenlere |
|
|
بِالْحَسَنَاتِ | iyiliklerle |
|
|
الْحُسْنَىٰ | en güzel |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
حَسَنَةٌ | bir iyilik |
|
|
الْحُسْنَيَيْنِ | iki iyilikten |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | iyilik edenlerin |
|
|
بِإِحْسَانٍ | güzelce |
|
|
الْحُسْنَىٰ | iyilik(ten) |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | harcamaları |
|
|
أَحْسَنَ | en güzeliyle |
|
|
أَحْسَنُوا | iyilik eden(lere) |
|
|
الْحُسْنَىٰ | daha iyisi |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
أَحْسَنُ | daha güzel (olduğunu) |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
الْحَسَنَاتِ | iyilikler |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | iyilik yapanların |
|
|
أَحْسَنَ | en güzelini |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel hareket edenleri |
|
|
أَحْسَنَ | en güzel şekilde |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananlardan |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananların |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | iyilik edenler- |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | iyilik edenlerin |
|
|
أَحْسَنَ | iyilik etti |
|
|
الْحَسَنَةِ | iyilikten |
|
|
الْحُسْنَىٰ | en güzel (karşılık) |
|
|
بِالْحَسَنَةِ | iyilikle |
|
|
وَحُسْنُ | ve güzel |
|
|
أَحْسَنُوا | güzel iş yapan(lara) |
|
|
حَسَنَةٌ | güzellik |
|
|
حَسَنَةً | güzelce |
|
|
الْحُسْنَىٰ | en güzel sonucun |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
وَالْإِحْسَانِ | ve ihsanı |
|
|
بِأَحْسَنِ | en güzeliyle |
|
|
بِأَحْسَنِ | en güzeliyle |
|
|
حَسَنَةً | iyilik |
|
|
الْحَسَنَةِ | güzel |
|
|
أَحْسَنُ | en güzel |
|
|
مُحْسِنُونَ | iyilik eden(lerle) |
|
|
أَحْسَنْتُمْ | iyilik ederseniz |
|
|
أَحْسَنْتُمْ | iyilik etmiş olursunuz |
|
|
إِحْسَانًا | iyilik etmenizi |
|
|
أَحْسَنُ | en güzel tarz |
|
|
وَأَحْسَنُ | ve daha güzeldir |
|
|
أَحْسَنُ | en güzel (sözü) |
|
|
الْحُسْنَىٰ | en güzel |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
أَحْسَنُ | daha güzel |
|
|
أَحْسَنَ | güzel yapan |
|
|
وَحَسُنَتْ | ve ne güzel |
|
|
حُسْنًا | güzel |
|
|
الْحُسْنَىٰ | en güzel |
|
|
يُحْسِنُونَ | iyi yaptıklarını |
|
|
وَأَحْسَنُ | ve daha güzeldir? |
|
|
أَحْسَنُ | daha güzeldi |
|
|
الْحُسْنَىٰ | en güzel |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
الْحُسْنَىٰ | güzellik |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
حَسَنًا | en güzel |
|
|
أَحْسَنُ | en güzeli |
|
|
أَحْسَنُ | en güzel |
|
|
أَحْسَنَ | en güzel |
|
|
وَأَحْسَنُ | ve daha güzeldir |
|
|
وَأَحْسَنَ | ve en güzel |
|
|
حَسَنَاتٍ | iyiliklere |
|
|
حَسُنَتْ | ne güzel |
|
|
حُسْنًا | iyilikle |
|
|
الْحَسَنَةِ | iyilikten |
|
|
بِالْحَسَنَةِ | iyilik |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
بِالْحَسَنَةِ | iyilikle |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
وَأَحْسِنْ | ve iyilik et |
|
|
أَحْسَنَ | iyilik ettiği |
|
|
بِالْحَسَنَةِ | bir iyilik |
|
|
أَحْسَنَ | en güzeliyle |
|
|
حُسْنًا | iyilik etmeyi |
|
|
أَحْسَنُ | en güzel |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | iyilik edenlerle |
|
|
لِلْمُحْسِنِينَ | güzel davrananlara |
|
|
مُحْسِنٌ | güzel davranarak |
|
|
أَحْسَنَ | güzel yaptı |
|
|
حَسَنَةٌ | en güzel |
|
|
لِلْمُحْسِنَاتِ | güzel hareket edenlere |
|
|
حُسْنُهُنَّ | güzellikleri |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
مُحْسِنٌ | iyi hareket eden de var |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
أَحْسَنَ | en güzelini |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
وَحُسْنَ | ve güzel |
|
|
وَحُسْنَ | ve güzel |
|
|
لَحُسْنَ | güzel |
|
|
أَحْسَنُوا | güzel davranan(lara) |
|
|
حَسَنَةٌ | güzellik |
|
|
أَحْسَنَهُ | onun en güzeline |
|
|
أَحْسَنَ | en güzelini |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananların |
|
|
بِأَحْسَنِ | en güzeliyle |
|
|
أَحْسَنَ | en güzeline |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel hareket edenler- |
|
|
فَأَحْسَنَ | ve güzel yaptı |
|
|
أَحْسَنُ | daha güzel |
|
|
الْحَسَنَةُ | iyilik |
|
|
أَحْسَنُ | en güzel |
|
|
لَلْحُسْنَىٰ | daha güzel şeyler |
|
|
حَسَنَةً | bir iyilik |
|
|
حُسْنًا | iyiliğini |
|
|
لِلْمُحْسِنِينَ | güzel davrananlar (için) |
|
|
إِحْسَانًا | iyilik etmesini |
|
|
أَحْسَنَ | en iyisini |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
مُحْسِنِينَ | güzel davranan |
|
|
أَحْسَنُوا | güzel davranan(ları) |
|
|
بِالْحُسْنَى | güzellikle |
|
|
الْإِحْسَانِ | iyiliğin |
|
|
الْإِحْسَانُ | iyilik |
|
|
حِسَانٌ | güzel |
|
|
حِسَانٍ | harikulade güzel |
|
|
الْحُسْنَىٰ | en güzel (sonucu) |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
الْحُسْنَىٰ | en güzel |
|
|
حَسَنَةٌ | güzel |
|
|
حَسَنَةٌ | güzel |
|
|
فَأَحْسَنَ | güzel yaptı |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
أَحْسَنَ | en güzeli vermiştir |
|
|
أَحْسَنُ | daha güzel |
|
|
حَسَنًا | güzel |
|
|
الْمُحْسِنِينَ | güzel davrananları |
|
|
بِالْحُسْنَىٰ | en güzel(söz)ü |
|
|
بِالْحُسْنَىٰ | en güzel(söz)ü |
|
|
أَحْسَنِ | en güzel |