Hükmetmek, fasletmek, hüküm vermek, hakem kılmak, hakem yapmak, rasih, açık, muhakeme edilmek, mürafaa yapmak, hikmet, hikmet sahibi, hikmetli, muhkem, sağlam, kaza, hüküm, Allah’ın sıfatı.
Bir şey hakkında hükmetmek, onun belirli bir şekilde olduğuna veya olmadığına karar vermektir. Bu karar başkasını bağlasa da olur bağlamasa da. Allah buyurur ki:
وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ
İnsanlar arasında hüküm verirken adalete uygun hüküm vermenizi emreder (4/Nisâ 58)
Batıl ile hükmetti denildiğinde bunun anlamı, batılı, hükmün yerine geçirdi demek olur. “حِكْمَةَ” (Hikmet), ilim ve akılla hakka isabet etmektir. Yüce Allah’ın hikmeti ise, O’nun tarafından hikmet eşyayı bilmesi ve onları gâyet sağlam bir şekilde yaratmasıdır. İnsanın hikmeti ise, varlıkları tanımak ve hayırlı işleri yapmaktır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
‘Hükmün’ sözlük anlamı, hükmetmek, karar vermek, idare etmek, ata gem vurmak demektir. Bazen hikmet anlamına da gelir. ‘Hükm’ ıslah maksadıyla bir şeye engel olmak, iyiliğin elde edilmesine çalışmak, idare etmek ve tahakküm etmektir. Aynı zamanda, ilim, derin kavrayış, adil yargı, karar vermek gibi manalarına da gelir. Bir şeyin iyice araştırılıp soruşturulmasından sonra verilen karara ‘hüküm’ denir. (Hüseyin k. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 275-280.)
‘Hükm’ masdarı ve ondan türeyen kelimeler isim ve fiil olarak Kur'an'da çok geçerler. ‘Hükm’ ve onun türevleri çok geniş bir anlam sahasına sahiptiler. Her biri kullanıldığı yere göre farklı anlamlar taşırlar. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 274- 280.)
Hakem “hüküm verme yetkisini elinde tutan, son hükmü verecek olan” demektir. Rabbimizin yaratılışta eşyanın tabiatına koyduğu hükümler, ilk insandan bu yana indirdiği kitapların içerdiği hükümler, dünyada olup biten hadiselere dair ahirette verilecek nihaî hükümler bu ismin işaret ettiği yetkinliğin muhtevasıdır. Allah’ın hükmüne güvenmek, onun kararlarına saygı duymak gerekir, çünkü O Hakem’dir. Hakem taraf tutmaz, haksızlık yapmaz, kayırmaz ve zarar vermez. Hakemin hükmü hepimizin lehinedir. Bu dünya hayatında Allah Teala’nın “Hakem” ismi gönderdiği kitaplar vasıtasıyla insanlar arasındaki meselelerin hükümlerini ortaya koymak suretiyle gerçekleşir. Hüküm kelimesi Kur’an’da çeşitli kalıplarda olmak üzere 210 yerde geçmektedir. Bunlardan otuz yedisi fiil ve isim olarak Allah’a nisbet edilmektedir. Üç ayette “hayrü’l-hâkimin (hakimlerin en hayırlısı ve en isabetli karar vereni)” veiki ayette “ahkemü’l-hakimîn (hakimlerin hakimi, hüküm verenlerin en üstünü” terkipleriyle hüküm ve hakem kavramları O’na izafe edilmiştir. (Fatma Bayram, En güzel İsimler 99 Esma Sonsuz Mana, s.116/118.)
Hakem” kelimesi sözlükte “hüküm vermek, menetmek” gibi mânalara gelen hükm kökünden türemiş bir isim olup örfte ve hukuk dilinde, aralarındaki uyuşmazlığı çözmesi için tarafların kendi ihtiyarlarıyla başvurdukları şahıs veya mercii ifade eder. Bir ihtilâfı bu şekilde hakeme götürmeye tahkîm denildiği gibi hakeme (çoğulu hükkâm) daha teknik bir terim olarak muhakkem adı da verilir. Kur’ân-ı Kerîm’de Araplar arasındaki bu yaygın geleneğe atıfta bulunularak Allah’tan başka hakem olmadığı (el-En‘âm 6/114), müslümanların aralarında çıkan ihtilâflarda Resûl-i Ekrem’i hakem kılıp onun verdiği hükmü, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam mânasıyla kabul etmedikçe iman etmiş olmayacakları bildirilmiş (en-Nisâ 4/65), yahudilerin de ellerinde Tevrat varken Hz. Peygamberi hakem tayin edip sonra da onun hükmünden yüz çevirmeleri tenkit edilmiş ve Resûlullah onlar arasında hüküm verip vermeme konusunda serbest bırakılmıştır (el-Mâide 5/42-43). Yine Kur’an’da eşlerin arasının açılması ve evlilik birliğinin tehlikeye düşmesi halinde tarafların ailelerinden birer hakem tayin edilerek barıştırılmaları istenmiştir (en-Nisâ 4/35). İnsanlar arasında adaletle hükmetmeyi emreden, hangi sebeple olursa olsun haksızlık yapmayı ve tarafgir davranmayı yasaklayan âyetler de (bk. el-Bakara 2/188; en-Nisâ 4/58; el-Mâide 5/8, 42; Sâd 38/22, 26) hem yönetici ve hâkim gibi resmî hem de hakem ve arabulucu gibi daha özel konumdaki görevlilere hitap etmektedir. (Ahmet Akgündüz, “Hakem”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 15 :171.)
‘Hakim’, kötülüğe engel olan, hüküm sahibi, hükmünü yürüten, hükmü verip uygulayan manasına gelir. Sözlükte, bilgin, hikmet sahibi, işleri en güzel bir biçimde ve sağlam olan demektir. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 275-280.)
‘Hikmet’ sözlükte, kötülükleri ortadan kaldırmak, iyilikleri elde etmek, gerçeği yakalama noktasında ilim ve akılla hareket etmedir. Hikmet sözde ve işde en iyiyi yakalamak veya olması gerekeni idrak etmektir. (Hüseyin k. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 275.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
الْحَكِيمُ | hakim olansın |
|
|
يَحْكُمُ | hüküm verecektir |
|
|
الْحَكِيمُ | Hakim olan |
|
|
وَالْحِكْمَةَ | ve hikmeti |
|
|
وَالْحِكْمَةَ | ve hikmeti |
|
|
الْحُكَّامِ | hakimler(in önün)e |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
لِيَحْكُمَ | hükmetmek üzere |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hakimdir |
|
|
وَالْحِكْمَةِ | ve Hikmet(ten) |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
وَالْحِكْمَةَ | ve hikmet |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
الْحِكْمَةَ | Hikmeti |
|
|
الْحِكْمَةَ | Hikmet |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
مُحْكَمَاتٌ | muhkemdir (ki) |
|
|
الْحَكِيمُ | hakimdir |
|
|
لِيَحْكُمَ | hüküm versin diye |
|
|
وَالْحِكْمَةَ | ve Hikmeti |
|
|
فَأَحْكُمُ | ben hükmedeceğim |
|
|
الْحَكِيمِ | hikmetli |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
وَالْحُكْمَ | hüküm (hikmet) |
|
|
وَحِكْمَةٍ | ve hikmet |
|
|
الْحَكِيمِ | hüküm ve hikmet sahibi |
|
|
وَالْحِكْمَةَ | ve hikmeti |
|
|
حَكِيمًا | hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكَمًا | bir hakem |
|
|
وَحَكَمًا | ve bir hakem |
|
|
وَالْحِكْمَةَ | ve hikmeti |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكَمْتُمْ | hükmettiğiniz |
|
|
تَحْكُمُوا | hükmetmenizi |
|
|
يَتَحَاكَمُوا | hakem olarak başvurmak |
|
|
يُحَكِّمُوكَ | seni hakem yaparak |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
لِتَحْكُمَ | hüküm veresin diye |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
وَالْحِكْمَةَ | ve hikmeti |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
يَحْكُمُ | hükmedecek |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
يَحْكُمُ | hükmünü verir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
فَاحْكُمْ | hüküm ver |
|
|
حَكَمْتَ | hüküm verirsen |
|
|
فَاحْكُمْ | hüküm ver |
|
|
يُحَكِّمُونَكَ | seni hakem yapıyorlar |
|
|
حُكْمُ | hükmü |
|
|
يَحْكُمُ | hüküm verirlerdi |
|
|
يَحْكُمْ | hükmetmezse |
|
|
يَحْكُمْ | hükmetmezse |
|
|
وَلْيَحْكُمْ | hükmetsinler |
|
|
يَحْكُمْ | hükmetmezse |
|
|
فَاحْكُمْ | artık hükmet |
|
|
احْكُمْ | hükmet |
|
|
أَفَحُكْمَ | hükmünü mü? |
|
|
حُكْمًا | hüküm veren |
|
|
يَحْكُمُ | karar vereceği |
|
|
وَالْحِكْمَةَ | ve hikmeti |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibisin |
|
|
الْحَكِيمُ | herşeyi yerli yerince yapan |
|
|
الْحُكْمُ | hüküm vermek |
|
|
الْحُكْمُ | hüküm |
|
|
الْحَكِيمُ | hükümdardır |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
وَالْحُكْمَ | ve hüküm |
|
|
حَكَمًا | bir hakem |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
يَحْكُمُونَ | hüküm veriyorlar |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
يَحْكُمَ | hükmedinceye |
|
|
الْحَاكِمِينَ | hükmedenlerin |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | yerli yerince yapandır |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
الْحَكِيمِ | hikmetli |
|
|
تَحْكُمُونَ | hüküm veriyorsunuz |
|
|
يَحْكُمَ | hükmünü verinceye |
|
|
الْحَاكِمِينَ | hüküm verenlerin |
|
|
أُحْكِمَتْ | sağlamlaştırılmış |
|
|
حَكِيمٍ | hikmet sahibi |
|
|
أَحْكَمُ | en iyi hükmedenisin |
|
|
الْحَاكِمِينَ | hükmedenlerin |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حُكْمًا | hüküm |
|
|
الْحُكْمُ | (hiçbir) Hüküm |
|
|
الْحُكْمُ | (hiçbir) Hüküm |
|
|
يَحْكُمَ | hükmedinceye |
|
|
الْحَاكِمِينَ | hükmedenlerin |
|
|
الْحَكِيمُ | herşeyi hikmetle yapandır |
|
|
الْحَكِيمُ | her şeyi yerli yerince yapandır |
|
|
حُكْمًا | bir hüküm olarak |
|
|
يَحْكُمُ | hüküm veren |
|
|
لِحُكْمِهِ | O’nun hükmünü |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | Hakîmdir |
|
|
يَحْكُمُونَ | hüküm veriyorlar |
|
|
الْحَكِيمُ | hikmet sahibidir |
|
|
لَيَحْكُمُ | elbette hükmünü verecektir |
|
|
بِالْحِكْمَةِ | hikmetle |
|
|
الْحِكْمَةِ | Hikmet- |
|
|
حُكْمِهِ | kendi hükmüne |
|
|
الْحُكْمَ | hikmet |
|
|
حُكْمًا | hüküm |
|
|
يَحْكُمَانِ | onlar hükmediyorlardı |
|
|
لِحُكْمِهِمْ | onların hükümlerine |
|
|
حُكْمًا | hükümdarlık |
|
|
احْكُمْ | hükmet |
|
|
يُحْكِمُ | sağlamlaştırır |
|
|
حَكِيمٌ | hakimdir |
|
|
يَحْكُمُ | hükmeder |
|
|
يَحْكُمُ | hükmedecektir |
|
|
حَكِيمٌ | hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
لِيَحْكُمَ | hükmetmesi için |
|
|
لِيَحْكُمَ | hükmetmesi için |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حُكْمًا | hükümdarlık |
|
|
حُكْمًا | hüküm |
|
|
حَكِيمٍ | hüküm ve hikmet sahibi |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibi |
|
|
بِحُكْمِهِ | hükmünü |
|
|
حُكْمًا | hüküm |
|
|
الْحُكْمُ | Hüküm |
|
|
الْحُكْمُ | Hüküm |
|
|
يَحْكُمُونَ | hüküm veriyorlar |
|
|
الْحَكِيمُ | Hakimdir |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
الْحَكِيمِ | hikmetli |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
الْحِكْمَةَ | hikmet |
|
|
حَكِيمٌ | hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
وَالْحِكْمَةِ | ve hikmeti |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibi |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
الْحَكِيمِ | hikmetli |
|
|
تَحْكُمُونَ | hüküm veriyorsunuz |
|
|
الْحِكْمَةَ | hikmet |
|
|
فَاحْكُمْ | şimdi sen hükmet |
|
|
فَاحْكُمْ | o halde hükmet |
|
|
الْحَكِيمِ | hüküm ve hikmet sahibi |
|
|
يَحْكُمُ | hükmünü verecektir |
|
|
تَحْكُمُ | hükmedersin |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibi olan |
|
|
فَالْحُكْمُ | artık hüküm |
|
|
حَكَمَ | hüküm verdi |
|
|
حَكِيمٍ | hüküm ve hikmet sahibi- |
|
|
الْحَكِيمُ | hakim |
|
|
فَحُكْمُهُ | hüküm vermek |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hikmetlidir |
|
|
بِالْحِكْمَةِ | hikmet ile |
|
|
الْحَكِيمُ | hakimdir |
|
|
حَكِيمٍ | hikmetli |
|
|
الْحَكِيمِ | hüküm ve hikmet sahibi |
|
|
وَالْحُكْمَ | ve hüküm |
|
|
يَحْكُمُونَ | hüküm veriyorlar |
|
|
الْحَكِيمُ | hakimdir |
|
|
الْحَكِيمِ | hakim |
|
|
مُحْكَمَةٌ | hükmü açık |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمًا | hakimdir |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
حَكِيمٌ | hakimdir |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
لِحُكْمِ | hükmüne |
|
|
حِكْمَةٌ | hikmettir |
|
|
الْحَكِيمُ | hakimdir |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
الْحَكِيمُ | Hakîm’dir (hükümdar herşeyi hikmetle yapan) |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibi |
|
|
حُكْمُ | hükmüdür |
|
|
يَحْكُمُ | (böyle) hükmediyor |
|
|
حَكِيمٌ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
الْحَكِيمِ | hakim |
|
|
وَالْحِكْمَةَ | ve hikmeti |
|
|
الْحَكِيمُ | hakimdir |
|
|
الْحَكِيمُ | hakimdir |
|
|
الْحَكِيمُ | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
تَحْكُمُونَ | hüküm veriyorsunuz |
|
|
تَحْكُمُونَ | hükmederseniz |
|
|
لِحُكْمِ | hükmüne |
|
|
لِحُكْمِ | hükmüne |
|
|
حَكِيمًا | hüküm ve hikmet sahibidir |
|
|
بِأَحْكَمِ | en iyi hüküm vereni |
|
|
الْحَاكِمِينَ | hüküm verenlerin |