َرَوْد: Bir şeyi kibarca tekrar tekrar istemektir. َواْرَﺗﺎَد َراَد /İstedi, denir. ِإرَادَة , bir şeyin ardında koşturmak anlamına gelen َﯾُﺮوُد َراَد fiilinden gelmektedir.
إرَادَة kelimesinin asıl anlamı; şehvet, dilek ve umuttan oluşan bir güçtür. Bu kelime, yapılmasının veya yapılmamasının gerekli olduğuna karar verilen bir şeye nefsin meyletmesi için ad yapılmıştır. Bu kelime kimi zaman işin evveli için kullanılır; o da nefsin bir şeye olan meylidir/özlemidir. Kimi zaman da işin sonu için kullanılır; o da o işin yapılmasının veya yapılmamasının gerekli olduğuna karar vermektir. İrade kelimesi Allah için kullanıldığında onunla başlangıç değil, sonuç kastedilir. Zira Yüce Allah meyletme/özlem duyma anlamından münezzehtir. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
İrade: Sözlükte “istek, arzu, dilek, emir, sevk ve güç” gibi anlamlara gelmektedir. İradenin insanların iş ve davranışlarını etkilemesi bakımından çeşitli tanımları yapılmıştır. Buna göre irade; bir şeyin yapılmasına da yapılmamasına da muktedir olan hayat sahibinin bu iki şıktan birine kendi isteğiyle hükmetmesidir. Ya da düşüncenin ortaya koyduğu bir gayeye doğru gitme hareketidir.
Sözlükte “istemek, dilemek” anlamına gelen irâde terim olarak “nefsin yapılması gerektiğine hükmettiği bir işi, bir amacı gerçekleştirmeyi istemesi, ona yönelmesi” veya “canlıyı, kendisinden değişik mahiyetteki fiillerin doğmasını sağlayacak bir duruma getiren nitelik” yahut “bir fayda elde etme inancının ardından doğan eğilim” gibi değişik şekillerde tanımlanmıştır Kur’ân-ı Kerîm’de irade kavramı hem Allah’a hem de insana nisbet edilerek 139 yerde geçer. Bu âyetlerin önemli bir kısmında ilâhî iradenin mutlak, özgür ve önüne geçilemez olduğu, dolayısıyla kulun iradesini sınırladığı (mesela. el-Bakara 2/253; er-Ra‘d 13/11; el-Ahzâb 33/17); hayır veya şer olarak olup biten her şeyin Allah’ın iradesi istikametinde gerçekleştiği (el-En‘âm 6/125; el-İsrâ 17/16; el-Cin 72/10); fakat O’nun iradesinin mutlaka amaçlı, anlamlı, hikmetli ve âdil olduğu, kulları için asla zulmü, kötülüğü ve meşakkati murat etmediği (meselâ bk. el-Bakara 2/26, 185; Âl-i İmrân 3/108; el-Mü’min 40/31) bildirilmektedir. İnsanın iradesinden söz eden âyetlerin bir kısmı onun pratik hayatına dair sıradan istemelerini ifade etmektedir. Ahlâkî muhtevalı âyetlerde insanın iradesinde serbest olduğu belirtilmekte (meselâ bk. Âl-i İmrân 3/145; el-İsrâ 17/18-19; el-Ahzâb 33/28-29), bundan dolayı onun iyi şeyleri istemesinden de kötü şeyleri istemesinden de söz edilmekte (el-Enfâl 8/62, 71; Yûsuf 12/25; el-Hac 22/25), fakat insan iradesinin Allah’ın sonsuz derecede özgür iradesi tarafından sınırlandırıldığı ve insanın Allah izin verdiği ölçüde özgür olduğu bildirilmektedir. İnsan bütün eylemlerinde iradesini “Allah’ı isteme” veya “Allah’ın rızâsını isteme” şeklinde tayin etmelidir. (er-Rûm 30/38-39; el-Ahzâb 33/29; el-İnsân 76/9).(Mustafa Çağırıcı, “İrade” , Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 22 :380/381.)
Allah'ın sübutî sıfatlarından biri de irade sıfatıdır. Allâh, dilediğini, dilediği zaman, dilediği şekilde yapar. O, bir şeyi murad ettiğinde, ona mani olacak hiçbir güç yoktur. Bir şeyin olmasını dilediği zaman, ona “ol” de, o da hemen olur (Yâsin, 82.). Kur'ân'da Allâh'ın iradesiyle ilgili olarak “Allah dilediğini yaratır.” (Ali İmran, 47.) denilmiştir. Hz. Peygamber de “Allâh'ın dilediği olur, dilemediği olmaz.” demiştir. (Ebû Dâvûd, Edep, 110) (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 320.)
Mürîd: Sözlükte “irade ve talep eden, isteyen, arzu eden” anlamına gelen mürîd, tasavvufta, kendisi için Allah'ın irade ettiğinden başka bir şey istemeyen, Allah'ın iradesi karşısında kendi iradesini hiçe sayan; tarikata giren ve şeyhe bağlanan, derviş, bende demektir. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 500/501.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
أَرَادَ | istedi (kasdetti) |
|
|
تُرِيدُونَ | arzu (mu) ediyorsunuz? |
|
|
يُرِيدُ | ister |
|
|
يُرِيدُ | istemez |
|
|
أَرَادُوا | isterlerse |
|
|
أَرَادَ | isteyen |
|
|
أَرَادَا | isterlerse |
|
|
أَرَدْتُمْ | isterseniz |
|
|
يُرِيدُ | dilediği |
|
|
يُرِيدُ | istemez |
|
|
يُرِدْ | isterse |
|
|
يُرِدْ | isterse |
|
|
يُرِيدُ | istiyordu |
|
|
يُرِيدُ | istiyordu |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
أَرَدْتُمُ | almak isterseniz |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
وَيُرِيدُ | ve istiyorlar |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
يُرِيدَا | isterlerse |
|
|
وَيُرِيدُونَ | ve istiyorlar |
|
|
يُرِيدُونَ | istiyorlar |
|
|
وَيُرِيدُ | ve istiyor |
|
|
أَرَدْنَا | biz istedik |
|
|
أَتُرِيدُونَ | mi istiyorsunuz? |
|
|
يُرِيدُونَ | ister |
|
|
يُرِيدُ | isterse |
|
|
أَتُرِيدُونَ | mi istiyorsunuz? |
|
|
وَيُرِيدُونَ | ve isterler |
|
|
وَيُرِيدُونَ | ve isterler |
|
|
يُرِيدُ | istediği |
|
|
يُرِيدُ | istemiyor |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
أَرَادَ | isterse |
|
|
أُرِيدُ | isterim ki |
|
|
يُرِيدُونَ | isterler |
|
|
يُرِدِ | isterse |
|
|
يُرِدِ | istememiştir |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
نُرِيدُ | istiyoruz |
|
|
يُرِيدُونَ | isteyerek |
|
|
يُرِدِ | isterse |
|
|
يُرِدْ | isterse |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
وَيُرِيدُ | oysa istiyordu |
|
|
يُرِيدُوا | isterlerse |
|
|
تُرِيدُونَ | siz istiyorsunuz |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
يُرِيدُوا | isterlerse |
|
|
يُرِيدُونَ | istiyorlar |
|
|
أَرَادُوا | isteselerdi |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
أَرَدْنَا | biz istemedik |
|
|
يُرِدْكَ | senin için dilerse |
|
|
يُرِيدُ | isterse |
|
|
أَرَدْتُ | istesem de |
|
|
يُرِيدُ | dilerse |
|
|
نُرِيدُ | bizim istediğimiz |
|
|
أُرِيدُ | istemiyorum |
|
|
أُرِيدُ | istiyorum |
|
|
يُرِيدُ | dilediğini |
|
|
وَرَاوَدَتْهُ | ve murad almak istedi |
|
|
أَرَادَ | isteyen |
|
|
رَاوَدَتْنِي | murad almak istedi |
|
|
تُرَاوِدُ | murad almak istemiş |
|
|
رَاوَدْتُهُ | ben murad almak istedim |
|
|
رَاوَدْتُنَّ | murad almak istediğiniz |
|
|
رَاوَدْتُهُ | murad almak istemiştim |
|
|
سَنُرَاوِدُ | istemeğe çalışacağız |
|
|
أَرَادَ | istediği |
|
|
تُرِيدُونَ | istiyorsunuz |
|
|
أَرَدْنَاهُ | istediğimiz |
|
|
أَرَدْنَا | biz istediğimiz |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
نُرِيدُ | istediğimiz |
|
|
أَرَادَ | isterse |
|
|
فَأَرَادَ | (Fir’avn) istedi |
|
|
يُرِيدُونَ | isteyerek |
|
|
تُرِيدُ | isteyerek |
|
|
يُرِيدُ | yüz tutan |
|
|
فَأَرَدْتُ | istedim |
|
|
فَأَرَدْنَا | istedik ki |
|
|
فَأَرَادَ | istedi ki |
|
|
يُرِيدَانِ | istiyorlar |
|
|
أَرَدْتُمْ | mi istediniz? |
|
|
أَرَدْنَا | isteseydik |
|
|
وَأَرَادُوا | ve istediler |
|
|
يُرِيدُ | istediği |
|
|
يُرِيدُ | dilediği |
|
|
أَرَادُوا | istedikleri |
|
|
يُرِدْ | isterse |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
أَرَدْنَ | istiyorlarsa |
|
|
أَرَادَ | isteyenler |
|
|
أَرَادَ | isteyenler için |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
وَنُرِيدُ | biz istiyorduk |
|
|
أَرَادَ | isteyince |
|
|
أَتُرِيدُ | -mi istiyorsun? |
|
|
تُرِيدُ | istemiyorsun |
|
|
تُرِيدُ | istemiyorsun |
|
|
أُرِيدُ | istiyorum |
|
|
أُرِيدُ | ben istemem |
|
|
يُرِيدُونَ | isteyen(ler) |
|
|
يُرِيدُونَ | istemeyen(ler) |
|
|
يُرِيدُونَ | isteyenler |
|
|
تُرِيدُونَ | isteyerek |
|
|
أَرَادُوا | istediklerinde |
|
|
يُرِيدُونَ | istemiyorlardı |
|
|
أَرَادَ | istese |
|
|
أَرَادَ | dilese |
|
|
تُرِدْنَ | istiyorsanız |
|
|
تُرِدْنَ | istiyorsanız |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
أَرَادَ | dilediyse |
|
|
يُرِيدُ | isteyen |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
يُرِدْنِ | bana dilese |
|
|
أَرَادَ | istediği |
|
|
تُرِيدُونَ | istiyorsunuz |
|
|
فَأَرَادُوا | ve istediler |
|
|
يُرَادُ | arzu edilen |
|
|
أَرَادَ | isteseydi |
|
|
أَرَادَنِيَ | bana istese |
|
|
أَرَادَنِي | bana dilese |
|
|
يُرِيدُ | isteyecek |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
أَرَادَ | istese |
|
|
أَرَادَ | istese |
|
|
يُرِيدُونَ | onlar istiyorlar |
|
|
أُرِيدُ | ben istemiyorum |
|
|
أُرِيدُ | istemiyorum |
|
|
يُرِيدُونَ | istiyorlar |
|
|
يُرِدْ | istemeyen |
|
|
رَاوَدُوهُ | murad almağa kalkıştılar |
|
|
يُرِيدُونَ | istiyorlar |
|
|
أُرِيدَ | istendi |
|
|
أَرَادَ | diledi |
|
|
أَرَادَ | demek istedi |
|
|
يُرِيدُ | istiyor |
|
|
يُرِيدُ | ister |
|
|
نُرِيدُ | beklemiyoruz |
|
|
يُرِيدُ | istediği |
|
|
رُوَيْدًا | birazcık |