Secde etmek, eğilmek, boyun eğmek, inkıyad etmek, bağlanmak, secde, secde eden, mescid, namaz kılınan yeri.
سُجُود kelimesinin asıl anlamı, boyun eğmektir. Daha sonra bu kelime, sadece Allah’a boyun eğmek ve O’na ibâdet etmek için kullanılır oldu. Söz konusu kelime insan, hayvan ve cansız varlıkların tümü için kullanılır. Bu da iki kısma ayrılır:
1- İsteyerek yapılan secde: Bu, sadece insanlar için söz konusudur ve insan onunla sevabı hak eder. Şu âyet bu tür secdeyle alâkalıdır. Allah buyurur ki:
فَاسْجُدُوا لِلَّهِ وَاعْبُدُوا
Allah için secdeye kapanın, O’na ibâdet edin (53/Necm 62); yani, Allah’a boyun eğiniz.
2- İsteğe bağlı olmaksızın yapılan secde: Bu; insan, hayvan ve bitkiler için söz konusudur. Allah buyurur ki:
وَلِلّهِ يَسْجُدُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالاَرْضِ طَوْعًا وَكَرْهًا وَظِلاَلُهُم بِالْغُدُوِّ وَالاَصَالِ
Göklerde ve yerde kim varsa gölgeleriyle birlikte ister istemez ve sabah-akşam Allah’a secde eder (13/Ra’d 15). Kimisi,
اسْجُدُوا ِلآدَمَ
Adem’e secde edin (2/Bakara 34) sözüyle meleklerin, Hz. Âdem’i kıble edinmekle emredildiklerini söylerken, kimisi de onların bu ilâhî hitapla Hz. Âdem’e boyun eğmekle, onun ve evlatlarının yararına olan şeyleri yapmakla emredildiklerini, İblis’in hariç meleklerin bu emre uyduklarını söylemektedir. Allah buyurur ki:
اُدْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا
Kapıdan secde ederek girin (4/Nisâ 154); yani, alçalarak ve boyun eğerek girin. Secde; şeriatta, namazdaki bilinen rükne ve onunla aynı kategoride olan tilâvet ve şükür secdelerine has kılınmıştır. Kimi zaman secde, namaz anlamında kullanılır. Allah buyurur ki:
وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَأَدْبَارَ السُّجُودِ
Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkalarından O’nu tesbih et (50/Kaf 40); yani namazların ardından. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Sözlükte “eğilmek, boyun eğmek, tevazu ile alnı yere koymak” anlamındaki sücûd masdarından gelen secde fıkıh terimi olarak namazda alın, burun, el ayaları, dizler ve ayak parmakları zemine değecek şekilde yere kapanmayı ifade eder. Secdeyle aynı kökten türeyen ve “secde edilen yer” anlamına gelen mescid Allah’a ibadet edilen yer ve bilhassa müslümanların ibadethâneleri için kullanılır. Secde ve aynı kökten türeyen kelimeler Kur’an’da gerek “boyun eğme” mânasında gerekse terim anlamıyla seksen bir âyette geçer. (Nihat Dalgın, “Secde”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 36 : 271 / 272.)
Secde yapana ‘sâcid’, çok secde yapana ise ‘süccâd’ denir. Secde yapma olayına da ‘sücûd’ denilir. Sücûd aynı zamanda çok secde yapan anlamına da gelmektedir. (Bakara, 125. Hacc, 26.) (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 645.)
Secdenin toprağa yapılması daha efdaldir. Çünkü toprakla secde organları arasında ve yine topraktan yaratılan Adem'le, yani Adem'in şahsında Allah'a yapılan secde arasında bir bağlantı vardır. Toprağın sahibinin huzurunda, topraktan yaratılan insan, yine bir gün toprağa dönecek olan kul, toprak üzerinde secde eder.
Bu şüphesiz ulvi bir lezzettir, mü’min için Allah'ın bir lütfudur.
Namaz secdesi dışında ‘şükür secdesi’, namazda yanılmanın karşılığı olarak ‘yanılma (sehiv) secdesi’, Kur'an'da secde ayetleri okunduğu zaman yapılan ‘tilavet (okuma) secdeleri’ gibi secde çeşitleri bulunmaktadır. (Hüseyin k. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 646.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
اسْجُدُوا | secde edin |
|
|
فَسَجَدُوا | hemen secde ettiler |
|
|
سُجَّدًا | secde ederek |
|
|
مَسَاجِدَ | mescidlerinde |
|
|
السُّجُودِ | secde edenler |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
الْمَسَاجِدِ | mescidlerde |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
وَالْمَسْجِدِ | ve Mescid-i |
|
|
وَاسْجُدِي | ve secde et |
|
|
يَسْجُدُونَ | secdeye kapanırlar |
|
|
سَجَدُوا | secde edince |
|
|
سُجَّدًا | secde ederek |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
اسْجُدُوا | secde edin |
|
|
فَسَجَدُوا | hepsi secde ettiler |
|
|
السَّاجِدِينَ | secde edenlerden |
|
|
تَسْجُدَ | secde etmekten |
|
|
مَسْجِدٍ | mescidde |
|
|
مَسْجِدٍ | mesci(de gidişiniz)de |
|
|
سَاجِدِينَ | secdeye |
|
|
سُجَّدًا | secde ederek |
|
|
يَسْجُدُونَ | secde ederler |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
مَسَاجِدَ | mescidlerini |
|
|
مَسَاجِدَ | mescidlerini |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
الْمَسْجِدَ | Mescid-i |
|
|
مَسْجِدًا | bir mescid |
|
|
لَمَسْجِدٌ | mescid (ise) |
|
|
السَّاجِدُونَ | secde edenler |
|
|
سَاجِدِينَ | secde ediyorlardı |
|
|
سُجَّدًا | secdeye |
|
|
يَسْجُدُ | secde ederler |
|
|
سَاجِدِينَ | secdeye |
|
|
فَسَجَدَ | secde ettiler |
|
|
السَّاجِدِينَ | secde edenlerle |
|
|
السَّاجِدِينَ | secde edenlerle |
|
|
لِأَسْجُدَ | secde |
|
|
السَّاجِدِينَ | secde edenler- |
|
|
سُجَّدًا | secde ederek |
|
|
يَسْجُدُ | secde ederler |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
الْمَسْجِدَ | Mescid’e (Kudüs’e) |
|
|
اسْجُدُوا | secde edin |
|
|
فَسَجَدُوا | secde ettiler |
|
|
أَأَسْجُدُ | ben mi secde edeceğim? |
|
|
سُجَّدًا | secdeye |
|
|
مَسْجِدًا | bir mescid |
|
|
اسْجُدُوا | secde edin |
|
|
فَسَجَدُوا | secde ettiler |
|
|
سُجَّدًا | secdeye |
|
|
سُجَّدًا | secdeye |
|
|
اسْجُدُوا | secede edin |
|
|
فَسَجَدُوا | secde ettiler |
|
|
يَسْجُدُ | secde ediyorlar |
|
|
وَالْمَسْجِدِ | ve Mescid-i (Haram’dan) |
|
|
السُّجُودِ | secde edenler için |
|
|
وَمَسَاجِدُ | ve mescidler |
|
|
وَاسْجُدُوا | ve secde edin |
|
|
اسْجُدُوا | secde edin |
|
|
أَنَسْجُدُ | secde eder miyiz hiç? |
|
|
سُجَّدًا | secde ederek |
|
|
سَاجِدِينَ | secdeye |
|
|
السَّاجِدِينَ | secde edenle |
|
|
يَسْجُدُونَ | secde aderlerken |
|
|
يَسْجُدُوا | secde etmezler mi? |
|
|
سُجَّدًا | secdeye |
|
|
سَاجِدِينَ | secdeye |
|
|
فَسَجَدَ | secde ettiler |
|
|
تَسْجُدَ | secde etmekten |
|
|
سَاجِدًا | secde ederek |
|
|
تَسْجُدُوا | secde etmeyin |
|
|
وَاسْجُدُوا | fakat secde edin |
|
|
الْمَسْجِدِ | Mescid-i |
|
|
الْمَسْجِدَ | Mescid-i |
|
|
سُجَّدًا | secde ederek |
|
|
السُّجُودِ | secde |
|
|
السُّجُودِ | secde |
|
|
فَاسْجُدُوا | haydi secde edin |
|
|
يَسْجُدَانِ | secde etmektedirler |
|
|
السُّجُودِ | secdeye |
|
|
السُّجُودِ | secdeye |
|
|
الْمَسَاجِدَ | mescidler |
|
|
فَاسْجُدْ | secde et |
|
|
يَسْجُدُونَ | secde etmiyorlar |
|
|
وَاسْجُدْ | secde et |