ص ب ر
Kur'an'da geçiş sayısı: 103

Türkçe türevleri: Sabır, sabırlı, Sabri

Kur'an'daki anlamları:

Sabretmek, beklemek, sabır, örüç, cür’et, beka, ihtiyaç, bekleyiş, çok sabırlı, çok sabreden. (Mahmud Çanga, Kur’an Kelimelerinin Anahtarı, Timaş, s. 276.)



Köke ait bilgiler:

 صَبْر:  Darda tutmaktır.

 صَبْر: Nefsi, akıl ve şer’in gerektirdiği hususlar üzerinde veya onların onu hapsetmeyi gerektirdikleri hususlara karşı hapsetmektir.

 صَبْر: Genel anlamlı bir lafızdır; geldiği farklı yerlere göre aynı kökten gelen isimlerde farklılık olabilmektedir.

 صَبُور: Sabretmeye güç yetirendir. Eğer onda bir çeşit zorlama ve gayret varsa صَبَّار formu kullanılır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)

Sözlükte “engellemek, hapsetmek; güçlü ve dirençli olmak” anlamlarındaki sabr kelimesinin ahlâk terimi olarak “üzüntü, başa gelen sıkıntı ve belâlar karşısında direnç gösterme; olumsuzlukları olumlu kılmak için gösterilen metanet” gibi mânalara geldiği, karşıtının ceza‘ (telâş, kaygı, yakınma) olduğu belirtilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de bu kelimeler karşıt kavramlar şeklinde geçmektedir (İbrâhîm 14/21). Sabır akıl ve zekânın, ceza‘ âcizliğin bir ifadesi sayılmıştır. Buna göre, düşünen bir kimse haramlardan sakınma konusunda gösterilen sabrın Allah’ın azabına sabretmekten daha kolay olduğunu bilir. Sabır “nefsi telâştan, dili şikâyetten, organları çirkin davranışlardan koruma, nimet haliyle mihnet hali arasında fark gözetmeyip her iki durumda sükûnetini muhafaza etme, Allah’tan başkasına şikâyette bulunmama” şeklinde de tarif edilmiştir. Sabır kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de on beş âyette geçer, ayrıca 100’e yakın âyette aynı kökten çeşitli isim ve fiiller yer alır. Bu âyetlerde genellikle sabrın önemi üzerinde durulmakta, sabırlı davrananlar yüceltilmekte ve onlara verilecek mükâfatlar anlatılmaktadır. Kur’an’da bildirildiğine göre Allah insanları korku, açlık, yoksulluk, yakınların ölümü, ürün kaybı gibi musibetlerle imtihan eder. Bu musibetleri sabırla karşılayanların ve Allah’a teslimiyet gösterenlerin rablerinin lutfuna, rahmetine ve ebedî kurtuluşa erecekleri müjdelenir (el-Bakara 2/155-157; Âl-i İmrân 3/142; Muhammed 47/31). (Mustafa Çağırıcı, “Sabır”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 35 :337.)

‘Sabır’ genel bir kavramdır. Yalnızca acılara ve felaketlere dayanma, katlanma değildir. Sözgelimi, musibet ve felaket zamanında dayanmak, tahammül göstermek sabırdır. Bunun zıddı; acelecilik ve dayanıksızlıktır. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 555.)

Sabır aynı zamanda bir direniştir. Zorluğa, güçlüklere, imkansızlıklara, darlıklara, felaketlere, sınamalara, Allah yolunda çekilen çile ve sıkıntılara, amellerin getirdiği yüklere, nefsinin arzularına karşı bir direniştir. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 556.)

Sabır, pasif bir direniş, pasif bir şekilde beklemek, hele hele her şeye katlanma, zillete boyun eğip razı olma hiç değildir. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 556.)

Sabır aktıf bir direnmedir. Mümin, mesela, felaket karşısında eli kolu bağlı bir vaziyete beklemez ve bu beklemenin adını da ‘sabır’ koymaz. Aksine o, felaketi en az zararsız bir şekilde atlatmaya, felaketin getirdiği mahrumiyeti yenmeye çalışır. Nefsinin kötü isteklerini yerine getirmemek tek başına sabır değildir. Günah işlemenin çok uygun olduğu bir ortamda nefsinin kötü isteklerine direnip, ona hayırlı amelleri işletmek, onun kötü isteklerinin yerine ona ma’ruf (iyi) olan şeyleri yaptırmaktır.  (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 556.)

Sözlükte “tahammül etmek, kendini tutmak, sızlanmamak” anlamındaki sabr kökünden mübalağa ifade eden bir sıfat olan sabûr “çok sabırlı” demektir. Allah’a nisbet edildiğinde ise “günahkârları cezalandırma konusunda acele etmeyip lütfuyla muamele eden” manasına gelir. Allah Teala’nın “Sabûr” oluşu kullarının binbir çeşit edep ve saygı dışı hallerini görüp durduğu ve onları bir anda cezalandırmaya kudreti bulunduğu halde bunu ertelediğini göstermektedir. (Fatma Bayram, En Güzel  İsimler  99 Esma Sonsuz Mana, s. 341.)



 
Ayet Kelime Anlamı
Bakara 45 بِالصَّبْرِ sabırla
Bakara 61 نَصْبِرَ biz dayanamayız
Bakara 153 بِالصَّبْرِ sabır ile
Bakara 153 الصَّابِرِينَ sabredenlerle
Bakara 155 الصَّابِرِينَ sabredenleri
Bakara 175 أَصْبَرَهُمْ cesaretlidirler
Bakara 177 وَالصَّابِرِينَ ve sabrederler
Bakara 249 الصَّابِرِينَ sabredenlerle
Bakara 250 صَبْرًا sabır
Âl-i İmrân 17 الصَّابِرِينَ sabredenler
Âl-i İmrân 120 تَصْبِرُوا sabreder
Âl-i İmrân 125 تَصْبِرُوا sabrederseniz
Âl-i İmrân 142 الصَّابِرِينَ sabredenleri
Âl-i İmrân 146 الصَّابِرِينَ sabredenleri
Âl-i İmrân 186 تَصْبِرُوا sabreder
Âl-i İmrân 200 اصْبِرُوا sabredin
Âl-i İmrân 200 وَصَابِرُوا ve sabırda direnin
Nisâ 25 تَصْبِرُوا sabretmeniz
En'âm 34 فَصَبَرُوا sabrettiler
A'râf 87 فَاصْبِرُوا sabredin
A'râf 126 صَبْرًا sabır
A'râf 128 وَاصْبِرُوا ve sabredin
A'râf 137 صَبَرُوا sabretmeleri
Enfâl 46 وَاصْبِرُوا ve sabredin
Enfâl 46 الصَّابِرِينَ sabredenlerle
Enfâl 65 صَابِرُونَ sabreden
Enfâl 66 صَابِرَةٌ sabreden
Enfâl 66 الصَّابِرِينَ sabredenlerle
Yunus 109 وَاصْبِرْ ve sabret
Hûd 11 صَبَرُوا sabreden(ler)
Hûd 49 فَاصْبِرْ sabret
Hûd 115 وَاصْبِرْ ve sabret
Yusuf 18 فَصَبْرٌ artık (tek çarem) sabretmektir
Yusuf 83 فَصَبْرٌ artık sabretmek gerek
Yusuf 90 وَيَصْبِرْ ve sabrederse
Ra'd 22 صَبَرُوا sabrederler
Ra'd 24 صَبَرْتُمْ sabretmenize
İbrahim 5 صَبَّارٍ sabreden
İbrahim 12 وَلَنَصْبِرَنَّ ve katlanırız
İbrahim 21 صَبَرْنَا sabretsek de
Nahl 42 صَبَرُوا sabrettiler
Nahl 96 صَبَرُوا sabreden(lerin)
Nahl 110 وَصَبَرُوا ve sabredenlerin
Nahl 126 صَبَرْتُمْ sabdederseniz
Nahl 126 لِلصَّابِرِينَ sabredenler için
Nahl 127 وَاصْبِرْ ve sabret
Nahl 127 صَبْرُكَ senin sabrın
Kehf 28 وَاصْبِرْ tut (sabret)
Kehf 67 صَبْرًا sabırla
Kehf 68 تَصْبِرُ dayanabilirsin
Kehf 69 صَابِرًا sabredici
Kehf 72 صَبْرًا sabırla
Kehf 75 صَبْرًا sabırla
Kehf 78 صَبْرًا sabırla
Kehf 82 صَبْرًا sabırla
Meryem 65 وَاصْطَبِرْ ve sabret
Tâ-Hâ 130 فَاصْبِرْ o halde sabret
Tâ-Hâ 132 وَاصْطَبِرْ ve dayan
Enbiyâ 85 الصَّابِرِينَ sabredenlerdendi
Hac 35 وَالصَّابِرِينَ ve sabrederler
Mü'minûn 111 صَبَرُوا sabretmelerinin
Furkan 20 أَتَصْبِرُونَ sabrediyor musunuz?
Furkan 42 صَبَرْنَا biz kararlılık
Furkan 75 صَبَرُوا sabretmelerine
Kasas 54 صَبَرُوا sabretmelerinden
Kasas 80 الصَّابِرُونَ sabredenlerden
Ankebût 59 صَبَرُوا sabrettiler
Rûm 60 فَاصْبِرْ sabret
Lokman 17 وَاصْبِرْ ve sabret
Lokman 31 صَبَّارٍ sabreden
Secde 24 صَبَرُوا sabrettikleri
Ahzâb 35 وَالصَّابِرِينَ sabreden erkekler
Ahzâb 35 وَالصَّابِرَاتِ ve sabreden kadınlar
Sebe' 19 صَبَّارٍ sabreden
Sâffât 102 الصَّابِرِينَ sabredenler-
Sâd 6 وَاصْبِرُوا ve bağlı kalın
Sâd 17 اصْبِرْ sabret
Sâd 44 صَابِرًا sabreden (bir kul)
Zümer 10 الصَّابِرُونَ sabredenlere
Mü'min 55 فَاصْبِرْ o halde sabret
Mü'min 77 فَاصْبِرْ artık sabret
Fussilet 24 يَصْبِرُوا dayanabilirlerse
Fussilet 35 صَبَرُوا sabreden(lerden)
Şûrâ 33 صَبَّارٍ sabreden
Şûrâ 43 صَبَرَ sabrederse
Ahkaf 35 فَاصْبِرْ o halde sabret
Ahkaf 35 صَبَرَ sabrettikleri
Muhammed 31 وَالصَّابِرِينَ ve sabredenleri
Hucurât 5 صَبَرُوا bekleselerdi
Kaf 39 فَاصْبِرْ o halde sabret
Tûr 16 فَاصْبِرُوا ve sabredin
Tûr 16 تَصْبِرُوا sabretmeyin
Tûr 48 وَاصْبِرْ o halde sabret
Kamer 27 وَاصْطَبِرْ ve sabret
Kalem 48 فَاصْبِرْ sen sabret
Meâric 5 فَاصْبِرْ şimdi sen sabret
Meâric 5 صَبْرًا bir sabırla
Müzzemmil 10 وَاصْبِرْ sabret
Müddessir 7 فَاصْبِرْ sabret
İnsan 12 صَبَرُوا sabrettiklerinden
İnsan 24 فَاصْبِرْ o halde sabret
Beled 17 بِالصَّبْرِ sabır
Asr 3 بِالصَّبْرِ sabrı