Sözlükte “(bir şey) iyi, doğru, yararlı ve uygun olmak; doğruluk, dürüstlük” anlamlarındaki salâh (sulûh) kökünden türeyen sâlih kelimesi “faydalı, iyi, doğru ve güzel olan, işe yarar, her türlü bozukluk ve yanlışlıktan arınmış; barışçı, uyumlu” gibi mânalara gelmekte olup fâsid (bozuk, düzensiz) ve sû’ (kötü, çirkin) kelimelerinin karşıtıdır. Aynı kökten gelen sulh “nefret ve düşmanlığa son verme”, ıslâh “düzeltme, daha iyi ve faydalı hale getirme; insanlar arasındaki çatışmayı ortadan kaldırma”, muslih “bozukluğu düzeltip iyileştiren, barıştan yana olan” mânalarında kullanılmaktadır Kur’ân-ı Kerîm’de sâlih kavramı biri “iyi, hayırlı iş ve davranış”, diğeri “dinî ve ahlâkî bakımdan iyi davranışlara sahip kişi” olmak üzere iki mânada kullanılmıştır. İlk mânasıyla doksan üç, ikinci mânasıyla otuz iki yerde geçmektedir. Birçok âyette sâlih/sâlihât kelimesinin amelle birlikte ve çoğunlukla iman kavramının hemen arkasından zikredilmesi, esas itibariyle fiillerin ahlâkî mükemmelliğini ifade etmekle birlikte imanla da yakından ilgili olduğunu göstermektedir. (Mustafa Çağırıcı, “Salih”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi , s. 36 : 32/32.)
Sâlih; Sözlükte “iyi, elverişli, yararlı, dürüst, ahlâklı ve güzel” anlamına gelen sâlih kavramı Kur'ân'da amelin ve insanın sıfatı olarak kullanılmıştır. Sâlih amel; iyi, güzel ve yararlı, Kur'ân ve Sünnete uygun amel demektir. Sâlih insan,iyi insan demektir. Kur’ân'da Peygamberlere(Bakara, 72-130) ve müminlere (Al-i İmran, 114) sâlih denilmiştir. Çoğulu sâlihûn, sâlihîn ve sâlihattır.
Bir insan, imanında, amellerinde, ,söz, fiil ve davranışlarında dosdoğru ise hayırlı ve faydalı ameller işliyor, Allah'ın emir ve yasaklarını riâyet ediyorsa “sâlih” vasfını kazanır. (Fikret Karaman - İsmail Karagöz, Dinî Kavramlar Sözlüğü, s. 575.)
‘Salih’ kelimesi ‘salah’ mastarının fail ismidir.
‘Salah’ sözlükte, düzeldi, doğru oldu, sağlam oldu, fesat kendinden gitti demektir. Bir şeyin faydalı veya münasip olduğunu ifade eder.
Aynı kökten gelen ‘sulh’ doğruluk, uygunluk, düşmanlığa son verme, barış, fesadın sona ermesi anlamına gelir.
‘Sulh ve salah’, bozulma, kötülük, kavga, çekişme ve fesadın karşıtıdır. Eylemlerinde ‘Sulh ve salahı’ esas alan kişinin davranışları salih olduğu gibi kendisi de faydalı ve doğru iş yapan insan ‘salih’ kimsedir.
‘Salah’ kökünden gelen ‘ıslah’ fesadı gidermek ve düzeltmek anlamlarına gelir. ‘Islah’, aynı zamanda iki şeyin veya iki kişinin arasındaki fesadı gidermek, düşmanlık ve çatışmayı sona erdirmek demektir. Allah'ın kullarının soylarını ve mallarını sağlam ve faydalı yapması da bir ‘ıslah’tır.(Ahkaf, 15) (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 578, 579.)
صَلاَح: Fesadın zıddıdır. Bu iki kavramın çoğu kullanımları fiillerle ilgilidir. Kur’ân’da صَلاَح: kelimesi kimi zaman فَسَاد ’ın, kimi zaman da سَيِّئَة ’nın karşıtı olarak kullanılır.
İnsanlar arasındaki nefreti gidermek anlamındadır :صُلْح
Yüce Allah’ın insanı ıslah etmesi; kimi zaman onu salih olarak yaratmakla; kimi zaman var olduktan sonra ondaki fesadı gidermekle; kimi zaman da onun salih olmasına karar vermekle olur. Allah buyurur ki;
وَأَصْلَحَ بَالَهُم
Allah, hâllerini düzeltmiştir (47/Muhammed 2).
يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ
Benim soyumdan gelenleri de ıslah et (46/Ahkâf 15)
إِنَّ اللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ
Allah bozguncuların işlerini düzeltmez (10/Yûnus 81);
yani bozguncu, fiillerinde Allah’a muhâlefet eder. Çünkü o ifsat eder, Yüce Allah ise bütün fiillerinde salahı/iyiliği gözetir. Dolayısıyla Allah onun işini düzeltmez. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
مُصْلِحُونَ | düzelticileriz |
|
|
الصَّالِحَاتِ | salih işler |
|
|
صَالِحًا | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | yararlı işler |
|
|
الصَّالِحِينَ | salihlerdendir |
|
|
وَأَصْلَحُوا | uslananlar |
|
|
فَأَصْلَحَ | ve düzeltirse |
|
|
إِصْلَاحٌ | ıslah etmek |
|
|
الْمُصْلِحِ | ıslah eden- |
|
|
وَتُصْلِحُوا | ve düzetmeye |
|
|
إِصْلَاحًا | barışmak |
|
|
الصَّالِحَاتِ | salih (güzel) |
|
|
الصَّالِحِينَ | iyiler- |
|
|
الصَّالِحِينَ | ve iyilerden olacaktır |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi şeyler |
|
|
وَأَصْلَحُوا | ve uslananlar |
|
|
الصَّالِحِينَ | iyiler- |
|
|
وَأَصْلَحَا | ve uslanırlarsa |
|
|
فَالصَّالِحَاتُ | iyi kadınlar |
|
|
إِصْلَاحًا | uzlaştırmak |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
وَالصَّالِحِينَ | ve Salihlerle |
|
|
إِصْلَاحٍ | düzeltmeyi |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | güzel işler |
|
|
يُصْلِحَا | düzeltmelerinde |
|
|
صُلْحًا | anlaşma ile |
|
|
وَالصُّلْحُ | ve barış |
|
|
تُصْلِحُوا | arayı düzeltir |
|
|
وَأَصْلَحُوا | ve uslananlar |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
وَأَصْلَحَ | ve uslanırsa |
|
|
صَالِحًا | iyi işler |
|
|
الصَّالِحِينَ | iyi |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
وَأَصْلَحَ | ve uslanırsa |
|
|
وَأَصْلَحَ | ve uslanırsa |
|
|
الصَّالِحِينَ | salihler- |
|
|
وَأَصْلَحَ | ve uslanan |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
إِصْلَاحِهَا | düzeltildikten |
|
|
صَالِحًا | Salih’i (gönderdik) |
|
|
صَالِحًا | Salih’in |
|
|
يَا صَالِحُ | Salih |
|
|
إِصْلَاحِهَا | düzeltildikten |
|
|
وَأَصْلِحْ | ve ıslah et |
|
|
الصَّالِحُونَ | iyi kişilerdir |
|
|
الْمُصْلِحِينَ | iyiliğe çalışanların |
|
|
صَالِحًا | iyi güzel (bir çocuk) |
|
|
صَالِحًا | iyi, güzel (bir çocuk) |
|
|
الصَّالِحِينَ | iyileri |
|
|
وَأَصْلِحُوا | ve düzeltin |
|
|
الصَّالِحِينَ | yararlı insanlar- |
|
|
صَالِحًا | iyi |
|
|
صَالِحٌ | salih |
|
|
الصَّالِحَاتِ | salih |
|
|
الصَّالِحَاتِ | salih |
|
|
يُصْلِحُ | düzeltmez |
|
|
الصَّالِحَاتِ | salih |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحٍ | iyi |
|
|
صَالِحًا | Salih’i |
|
|
يَا صَالِحُ | Salih |
|
|
صَالِحًا | Salih’i |
|
|
الْإِصْلَاحَ | ıslah etmek |
|
|
صَالِحٍ | Salih |
|
|
مُصْلِحُونَ | ıslah edici |
|
|
صَالِحِينَ | iyi |
|
|
بِالصَّالِحِينَ | iyilere |
|
|
صَلَحَ | iyi olan |
|
|
الصَّالِحَاتِ | güzel işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işyer |
|
|
صَالِحًا | iyi |
|
|
وَأَصْلَحُوا | ve uslananlar (için) |
|
|
الصَّالِحِينَ | iyilerdendir |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحِينَ | iyi kişiler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتُ | güzel işler ise |
|
|
صَالِحًا | iyi bir kimse |
|
|
صَالِحًا | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | iyi |
|
|
صَالِحًا | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتُ | yararlı işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | faydalı işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | yararlı |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi olan işler- |
|
|
صَالِحِينَ | salihlerden |
|
|
الصَّالِحِينَ | -Salihler |
|
|
الصَّالِحِينَ | Salihlerdendi |
|
|
وَأَصْلَحْنَا | ve ıslah ettik |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler- |
|
|
الصَّالِحُونَ | iyi |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | yararlı iş |
|
|
صَالِحًا | yararlı bir iş |
|
|
وَأَصْلَحُوا | ve uslananlar |
|
|
وَالصَّالِحِينَ | ve iyileri |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | faydalı |
|
|
صَالِحًا | faydalı iş |
|
|
بِالصَّالِحِينَ | Salihler arasına |
|
|
صَالِحٌ | Salih |
|
|
يُصْلِحُونَ | ıslah etmeyenlerin |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | faydalı bir iş |
|
|
الصَّالِحِينَ | iyi |
|
|
صَالِحًا | Salih’i |
|
|
يُصْلِحُونَ | düzeltmezlerdi |
|
|
الْمُصْلِحِينَ | arabulucular- |
|
|
الصَّالِحِينَ | iyiler- |
|
|
صَالِحًا | iyi iş |
|
|
صَالِحًا | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحِينَ | salihler |
|
|
الصَّالِحِينَ | iyilerdendir |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | iyi bir iş |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | iyi iş |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | yararlı iş |
|
|
يُصْلِحْ | düzeltsin |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | faydalı iş |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحُ | iyi |
|
|
صَالِحًا | iyi işler |
|
|
الصَّالِحِينَ | iyilerden (bir çocuk) |
|
|
الصَّالِحِينَ | iyiler- |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَلَحَ | iyi olan |
|
|
صَالِحًا | faydalı bir iş |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | iyi iş |
|
|
صَالِحًا | iyi iş |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
وَأَصْلَحَ | ve barışırsa |
|
|
صَالِحًا | iyi bir iş |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi ameller |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
صَالِحًا | yararlı işler |
|
|
وَأَصْلِحْ | ve salahı devam ettir |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
وَأَصْلَحَ | ve düzeltmiştir |
|
|
وَيُصْلِحُ | ve düzeltecektir |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
فَأَصْلِحُوا | düzeltin |
|
|
فَأَصْلِحُوا | artık düzeltin |
|
|
فَأَصْلِحُوا | o halde düzeltin |
|
|
الصَّالِحِينَ | iyiler- |
|
|
صَالِحًا | yararlı iş |
|
|
الصَّالِحَاتِ | yararlı işler |
|
|
صَالِحًا | yararlı iş |
|
|
وَصَالِحُ | ve iyileridir |
|
|
صَالِحَيْنِ | salih |
|
|
الصَّالِحِينَ | salihler- |
|
|
الصَّالِحُونَ | iyiler (de) |
|
|
الصَّالِحَاتِ | yararlı işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |
|
|
الصَّالِحَاتِ | iyi işler |