ب د و
Kur'an'da geçiş sayısı: 31

Türkçe türevleri: Bedevî

Kur'an'daki anlamları:

Zuhur etmek, ortaya çıkmak, kıra çıkmak, kırda oturmak, aklına yeni bir fikir gelmek, kıra çıkanlar, ilk etapta akla gelen, düşünmeksizin varılan görüş, basıt görüş, izhar etmek, açığa çıkarmak, ortaya koymak, izhar edici, badiye, kır, çöl.



Köke ait bilgiler:

بَدَا الشَّيْءُ بُدُوًّا وَبَدَاءً Bir şeyin apaçık ortaya çıkışını ifâde eden bir fiildir. Allah buyurur ki:

          وَبَدَا لَهُمْ مِنَ اللَّهِ مَا لَمْ يَكُونُوا يَحْتَسِبُونَ

Hiç hesap etmedikleri şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılmıştır. (39/Zümer 47)

بُدُو bedevilik, حَضَر medenilik’in zıddıdır. Allah buyurur ki:

                     وَجَاء بِكُمْ مِنَ الْبَدْوِ

ve sizleri çöl ortasından kaldırıp yanıma getirdi (12/Yûsuf 100) sözünde geçen بَدْو kelimesi بَادِيَة demektir ki, o da, içinde bulunan şeyi apaçık gösteren yer anlamına gelir.

بَادِيَة içinde oturana da بَادٍ denir; şu âyetlerde olduğu gibi:

                  سَوَاءً الْعَاكِفُ فِيهِ وَالْبَادِ

Orada oturan da dışarıdan gelen de orada birdir (22/Hac 25)

                ;لَوْ أَنَّهُم بَادُونَ فِي اْلاَعْرَ.

çölde bedevilerin yanında olsalardı (33/Ahzâb 20). (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)

Başlamak, ortaya çıkmak, önce gelmek” mânaları yanında “çölde yaşamak, sahrada oturmak” anlamında da kullanılan Arapça bedâvet (bidâvet) kelimesi, “yerleşik hayat, medeniyet” anlamına gelen hadâretin karşıtıdır. “Kır, sahra, çöl” anlamına gelen bâdiyede yaşayan kimselere bedevî veya ehlü’l-bâdiye, ebnâü’l-bâdiye denir. İlk defa Kur’ân-ı Kerîm’de, yerleşik hayat yaşayan Araplar’la bedevî Araplar açık bir şekilde birbirinden ayrılmış ve bedevîler a‘râb (أعراب) olarak adlandırılmıştır. Böylece bir ırkın adı olmakla birlikte yarımadanın köy ve şehirlerinde yaşayanlarına arab, çölde göçebe olarak yaşayanlarına ise a‘râb (bedevî) denilmiştir. (el-Ahzâb 33/20). (Mustafa Fayda, “Bedevi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 5 :311 / 317.)



 
Ayet Kelime Anlamı
Bakara 33 تُبْدُونَ sizin açıkladıklarınız
Bakara 271 تُبْدُوا açıktan verirseniz
Bakara 284 تُبْدُوا açıklasanız da
Âl-i İmrân 29 تُبْدُوهُ açığa vursanız onu
Âl-i İmrân 118 بَدَتِ taşmaktadır
Âl-i İmrân 154 يُبْدُونَ açıklayamadıkları
Nisâ 149 تُبْدُوا açığa vurursanız
Mâide 99 تُبْدُونَ açığa vurduğunuz
Mâide 101 تُبْدَ açıklandığında
Mâide 101 تُبْدَ açıklanır
En'âm 28 بَدَا göründü
En'âm 91 تُبْدُونَهَا gösteriyorsunuz
A'râf 20 لِيُبْدِيَ göstermek için
A'râf 22 بَدَتْ göründü
Hûd 27 بَادِيَ sığ (görüşlü)
Yusuf 35 بَدَا uygun geldi
Yusuf 77 يُبْدِهَا açmadı
Yusuf 100 الْبَدْوِ çöl-
Tâ-Hâ 121 فَبَدَتْ böylece göründü
Hac 25 وَالْبَادِ ve dışarıdan gelen
Nûr 29 تُبْدُونَ açığa vurduğunuz
Nûr 31 يُبْدِينَ göstermesinler
Nûr 31 يُبْدِينَ göstermesinler
Kasas 10 لَتُبْدِي açığa vuracaktı
Ahzâb 20 بَادُونَ çölde bulunmayı
Ahzâb 37 مُبْدِيهِ açığa vuracağı
Ahzâb 54 تُبْدُوا açığa vursanız
Zümer 47 وَبَدَا ve karşılarına çıkmıştır
Zümer 48 وَبَدَا ve görünmüştür
Câsiye 33 وَبَدَا ve göründü
Mümtehine 4 وَبَدَا ve belirmiştir