Kenar, vadi yamacı, uzak mekan, yüksek yer, vadi yamacındaki kayalık, nehir kıyısı, kaymak, aşmak, koşmak, zulmetmek, tecavüz etmek, hakka tecavüz etmek, zulmedenler, hakka tecavüz edenler, koşucular, koşturanlar, zulüm, hakkı çiğneme, hakka tecavüz, aşmak, çiğnemek, düşmanlık, düşman, düşmanlık etmek, düşman olmak.
عَدْو: Aşıp gitmek; bitişmenin olmaması. Kimi zaman “kalp” itibara alınarak عَدَاوَة ve مُعَادَاة /düşmanlık; kimi zaman “yürümek” itibara alınarak عَدْو /koşmak; kimi zaman da “muâmelede adâleti ihlâl etmek” itibara alınarak عُدْوَان ve عَدْو /zulüm denir. Bazen de durulan/karar kılınan yerin bölümleri itibara alınarak عَدْوَاء /dağınık yer denir. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)
Adüv düşman demektir. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 436.)
Bir şeye tecavüz etmek, haddi aşmak ve kötülük etmek anlamındaki “a-d-v” kökünden türeyen adavet, “düşmanlık ve zulmetmek” demektir. Kur’an’da da bu anlamda kullanılmıştır. (Fikret Karaman-İsmail Karagöz, Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 6.)
Adâvet sözlükte “zulmetmek, haklılık sınırını aşmak” gibi mânalara gelen adv kökünden türetilmiş olup genellikle sadâkatin zıddı olarak kullanılır. Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm’de adâvet ve aynı kökten gelen çeşitli fiil ve isimler meveddet, uhuvvet, velî, halîl ve takvâ kelimelerinin karşıtı anlamlar ifade edecek şekilde kullanılmıştır (Âl-i İmrân 3/103; el-Mâide 5/2; el-Kehf 18/50; Fussilet 41/34; ez-Zuhruf 43/67; el-Mümtehine 60/1-7). Hadislerde de adâvet ve aynı kökten türeyen çeşitli kelimeler yanında özellikle adüv (düşman) şeklindeki kullanımı oldukça yaygındır. İslâm ahlâkçıları düşmanlık konusunu çoğunlukla dostluk ve muhabbet bahisleri içinde ele almışlarsa da konuyu özel bir başlık altında inceleyenler de olmuştur. Bunlardan Râgıb el-İsfahânî, “Adâvet” başlığı altında düşman (adüv) terimini “başkasına zarar vermek için fırsat kollayan, onun iyiliğine olan işlerin tersini yapmaya çalışan kimse” şeklinde tarif ettikten sonra gizli ve açık olmak üzere iki türlü düşman bulunduğunu belirtir. Gizli düşmanların başında şeytan gelir. Şeytan bütün düşmanlıkların sebebi olan asıl düşmandır. İkinci gizli düşman Kur’an’ın, “Nefis ısrarla kötülüğü emreder” (Yûsuf 12/53) meâlindeki âyette “nefis” kelimesiyle ifade ettiği hevâ yani beşerî arzu ve ihtiraslardır. (Mustafa Çağırıcı, “Düşman”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 10 : 51.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
عَدُوٌّ | düşman olarak |
|
|
يَعْتَدُونَ | sınırı aşmış |
|
|
اعْتَدَوْا | haddi aşanları |
|
|
وَالْعُدْوَانِ | ve düşmanlıkla |
|
|
عَدُوًّا | düşmandır |
|
|
عَدُوًّا | düşman |
|
|
عَدُوٌّ | düşmanıdır |
|
|
عَدُوٌّ | düşmanınızdır |
|
|
عَادٍ | ve sınırı aşmaksızın |
|
|
اعْتَدَىٰ | haddi aşarsa |
|
|
الْمُعْتَدِينَ | aşırı gidenleri |
|
|
تَعْتَدُوا | aşırı gitmeyin |
|
|
عُدْوَانَ | düşmanlık |
|
|
اعْتَدَىٰ | saldırırsa |
|
|
فَاعْتَدُوا | siz de saldırın |
|
|
اعْتَدَىٰ | saldırdığı |
|
|
عَدُوٌّ | düşmandır |
|
|
تَعْتَدُوهَا | sakın bunları aşmayın |
|
|
يَتَعَدَّ | aşarsa |
|
|
لِتَعْتَدُوا | haklarına tecavüz edip |
|
|
أَعْدَاءً | birbirinize düşman |
|
|
يَعْتَدُونَ | ve haddi aşıyorlardı |
|
|
وَيَتَعَدَّ | ve aşarsa |
|
|
عُدْوَانًا | düşmanlık ile |
|
|
بِأَعْدَائِكُمْ | sizin düşmanlarınızı |
|
|
عَدُوٍّ | düşmanınız olan |
|
|
عَدُوًّا | düşmanınızdır |
|
|
تَعْدُوا | çiğnemeyin |
|
|
تَعْتَدُوا | suç işlemeğe |
|
|
وَالْعُدْوَانِ | ve düşmanlık |
|
|
الْعَدَاوَةَ | düşmanlık |
|
|
وَالْعُدْوَانِ | ve düşmanlıkta |
|
|
الْعَدَاوَةَ | düşmanlık |
|
|
يَعْتَدُونَ | saldırmaları |
|
|
عَدَاوَةً | düşman olarak |
|
|
تَعْتَدُوا | sınırı aşmayın |
|
|
الْمُعْتَدِينَ | sınırı aşanları |
|
|
الْعَدَاوَةَ | düşmanlık |
|
|
اعْتَدَىٰ | saldırıda bulunursa |
|
|
اعْتَدَيْنَا | biz (hakka) tecavüz etmedik |
|
|
عَدْوًا | taşkınlıkla |
|
|
عَدُوًّا | düşman |
|
|
بِالْمُعْتَدِينَ | sınırı aşanları |
|
|
عَدُوٌّ | bir düşmandır |
|
|
عَادٍ | sınırı aşmaksızın |
|
|
عَدُوٌّ | düşmandır |
|
|
عَدُوٌّ | düşman olarak |
|
|
الْمُعْتَدِينَ | haddi aşanları |
|
|
عَدُوَّكُمْ | düşmanınızı |
|
|
الْأَعْدَاءَ | düşmanları |
|
|
يَعْدُونَ | onlar haddi aşıyorlardı |
|
|
بِالْعُدْوَةِ | vadinin |
|
|
بِالْعُدْوَةِ | vadinin |
|
|
عَدُوَّ | düşmanını |
|
|
وَعَدُوَّكُمْ | ve sizin düşmanınızı |
|
|
الْمُعْتَدُونَ | saldırganlar |
|
|
عَدُوًّا | düşmanla |
|
|
عَدُوٌّ | düşmanı olduğu |
|
|
عَدُوٍّ | düşman karşısında |
|
|
الْمُعْتَدِينَ | aşırı gidenlerin |
|
|
وَعَدْوًا | ve düşmanlıkla |
|
|
عَدُوٌّ | bir düşmandır |
|
|
عَادٍ | sınırı da aşmadan |
|
|
عَدُوًّا | düşmanıdır |
|
|
تَعْدُ | sapmasın |
|
|
عَدُوٌّ | düşmanınızdır |
|
|
عَدُوٌّ | düşman olan |
|
|
وَعَدُوٌّ | ve düşman olan |
|
|
عَدُوِّكُمْ | düşmanınız- |
|
|
عَدُوٌّ | düşmandır |
|
|
عَدُوٌّ | düşmansınız |
|
|
الْعَادُونَ | haddi aşanlardır |
|
|
عَدُوًّا | bir düşman |
|
|
عَدُوٌّ | düşmanımdır |
|
|
عَادُونَ | sınırı aşan |
|
|
عَدُوًّا | bir düşman |
|
|
عَدُوِّهِ | düşmanları- |
|
|
عَدُوِّهِ | düşmanları- |
|
|
عَدُوٌّ | bir düşmandır |
|
|
عَدُوٌّ | düşman |
|
|
عُدْوَانَ | düşmanlık |
|
|
عَدُوٌّ | düşmandır |
|
|
عَدُوًّا | düşman |
|
|
عَدُوٌّ | düşmanınızdır |
|
|
أَعْدَاءُ | düşmanları |
|
|
أَعْدَاءِ | düşmanlarının |
|
|
عَدَاوَةٌ | düşmanlık olan |
|
|
عَدُوٌّ | bir düşmandır |
|
|
عَدُوٌّ | düşmandır |
|
|
أَعْدَاءً | düşman |
|
|
مُعْتَدٍ | saldırgan |
|
|
وَالْعُدْوَانِ | ve düşmanlık |
|
|
وَالْعُدْوَانِ | ve düşmanlık |
|
|
عَدُوِّي | benim düşmanımı |
|
|
وَعَدُوَّكُمْ | ve sizin düşmanınızı |
|
|
أَعْدَاءً | düşman |
|
|
الْعَدَاوَةُ | bir düşmanlık |
|
|
عَادَيْتُمْ | düşman olduklarınız |
|
|
عَدُوِّهِمْ | düşmanlarına |
|
|
الْعَدُوُّ | düşmandır |
|
|
عَدُوًّا | düşmandır |
|
|
يَتَعَدَّ | geçerse |
|
|
مُعْتَدٍ | saldırgan |
|
|
الْعَادُونَ | (sınırı) aşanlardır |
|
|
مُعْتَدٍ | saldırgan |
|
|
وَالْعَادِيَاتِ | andolsun koşanlara (atlara) |