ع ر ض
Kur'an'da geçiş sayısı: 79

Türkçe türevleri: Arz, araz, aruz, ârızî, maruz, maruzât, târiz, itiraz, muâraza, muârız, taarruz, arıza, ırz, arzuhal, maraza

Kur'an'daki anlamları:

Genişlik, en geniş, bol, bol bol, gelip geçici şey, dünyalık, geçici nimet, elde durmayan dünya malı, dünya malı, bulut, hedef, sebep, siper, arz etmek, açığa çıkarmak, göstermek, sunmak, arz etmek, çıtlatmak, üstü kapalı söylemek, yüz çevirmek.



Köke ait bilgiler:

عَرْض: Uzunluğun zıddıdır. Kök anlamı cisimlerle ilgilidir. عَارِض: Ortaya çıkıp beliren. Bu kelime bazen bulut anlamına gelir. Bazen ortaya çıkan hastalık anlamına gelir. بِهِ عَارِضٌ مِنْ سُقْمٍ: Ona bir hastalık bulaştı. Bazen yanak anlamına gelir. أَخَذَ مِنْ عَارِضَيْهِ: İki yanağından tuttu. Bazen de diş anlamına gelir. Bu anlamdan gülme anında ortaya çıkan ön dişlere عَوَارِض denir. عَرَض: Sebatı olmayan şeye denir. Kelâmcılar bu anlamdan عَرَض kelimesini; renk ve tad gibi ancak cevherle var olabilen ve kendi başına boşlukta yer almayan şeyler için istiâre etmişlerdir. تَعْرِيض: Doğru-yalan veya zâhir-bâtın gibi iki yönü bulunan bir sözdür. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü)

عرض ; muhâtaba, özelliklerini öğrenmesi için bir şeyi göstermek demektir. Hadis-i Şerif’te: “O gün Âdem ‘in zürriyetini zerreler şeklinde arzetti” buyurulmuştur. (Tirmizî, Kıyamet, 47; Müsned, 2, 179). Allah’ın Âdem (a.s)’a eşyanın isimlerini öğreterek meleklere arz etmesinin hikmeti, onu taltif etmek, bilmediği sırları ve gizli ilimleri öğretmektir. (İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l Beyan Kur’an Meali ve Tefsiri, s. 305.)

Sözlükte “ortaya koymak, göstermek, sunmak, bir şeyi gözden geçirip durumuna bakmak, teklif etmek” gibi mânalara gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’ın göklere, yere, dağlara ve insana “emanet”i taşımayı teklif etmesine (el-Ahzâb 33/72) ve isimlerini sormak üzere varlıklarını meleklere göstermesine (el-Bakara 2/31) arz denilmiştir. Biri arz, diğeri emir tarzında olmak üzere iki türlü teklif vardır. Arz şeklindeki teklifin kabul edilmesi mecburi değildir. Nitekim gökler, yer ve dağlar emaneti taşımayı kabul etmemişlerdir (el-Ahzâb 33/72). Emir şeklindeki teklifin kabulü ise mecburidir. Allah’ın, kullarının işledikleri amelleri âhirette önlerine sermesine, kulların Allah’ın huzuruna çıkarılmasına da arz denilmiştir (Hûd 11/18; el-Kehf 18/48; el-Hâkka 69/18). Cehennemde azapla karşılaşma Kur’ân-ı Kerîm’de arz kelimesiyle ifade edildiği gibi (el-Mü’min 40/46; el-Ahkāf 46/20). Kur’an’da geçen “kolay bir hesap” (حِسَابًا يَسِيرًا) ifadesi de (el-İnşikāk 84/8) hadislerde, “kulun yaptıklarının âhirette kendisine gösterilip bildirilmesi” mânasına aynı kelime ile açıklanmıştır. (Abdullah Aydınlı, “Arz”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 3: 438.)



 
Ayet Kelime Anlamı
Bakara 31 عَرَضَهُمْ onları sunup
Bakara 83 مُعْرِضُونَ yüz çeviriyorsunuz
Bakara 224 عُرْضَةً engel
Bakara 235 عَرَّضْتُمْ üstü kapalı biçimde bildirmenizden
Âl-i İmrân 23 مُعْرِضُونَ yüz çeviriyorlar
Âl-i İmrân 133 عَرْضُهَا genişliği
Nisâ 16 فَأَعْرِضُوا artık vazgeçin
Nisâ 63 فَأَعْرِضْ aldırma
Nisâ 81 فَأَعْرِضْ sen aldırma
Nisâ 94 عَرَضَ geçici menfaatini
Nisâ 128 إِعْرَاضًا yüz çevirmesinden
Nisâ 135 تُعْرِضُوا doğruyu söylemezseniz
Mâide 42 أَعْرِضْ yüz çevir
Mâide 42 تُعْرِضْ yüz çevirirsen
En'âm 4 مُعْرِضِينَ yüz çeviriyor
En'âm 35 إِعْرَاضُهُمْ onların yüz çevirmesi
En'âm 68 فَأَعْرِضْ yüz çevir
En'âm 106 وَأَعْرِضْ ve yüz çevir
A'râf 169 عَرَضَ menfaatini
A'râf 169 عَرَضٌ bir menfaat daha
A'râf 199 وَأَعْرِضْ yüz çevir
Enfâl 23 مُعْرِضُونَ aldırmayarak
Enfâl 67 عَرَضَ geçici malını
Tevbe 42 عَرَضًا bir menfaat
Tevbe 76 مُعْرِضُونَ yüz çevirerek
Tevbe 95 لِتُعْرِضُوا vazgeçmeniz için
Tevbe 95 فَأَعْرِضُوا vazgeçin
Hûd 18 يُعْرَضُونَ sunulurlar
Hûd 76 أَعْرِضْ vazgeç
Yusuf 29 أَعْرِضْ sen vazgeç
Yusuf 105 مُعْرِضُونَ yüzlerini çevirirler
Hicr 81 مُعْرِضِينَ yüz çeviriyorlar
Hicr 94 وَأَعْرِضْ ve aldırma
İsrâ 28 تُعْرِضَنَّ yüz çevirecek olursan
İsrâ 67 أَعْرَضْتُمْ yine yüz çevirirsiniz
İsrâ 83 أَعْرَضَ yüz çevirip
Kehf 48 وَعُرِضُوا ve hepsi sunulmuşlardır
Kehf 57 فَأَعْرَضَ fakat yüz çeviren
Kehf 100 وَعَرَضْنَا ve göstereceğiz
Kehf 100 عَرْضًا açıkça
Tâ-Hâ 100 أَعْرَضَ yüz çevirirse
Tâ-Hâ 124 أَعْرَضَ yüz çevirirse
Enbiyâ 1 مُعْرِضُونَ yüz çevirmektedirler
Enbiyâ 24 مُعْرِضُونَ (haktan) yüz çevirirler
Enbiyâ 32 مُعْرِضُونَ yüz çevirmektedirler
Enbiyâ 42 مُعْرِضُونَ yüz çeviriyorlar
Mü'minûn 3 مُعْرِضُونَ yüz çevirirler
Mü'minûn 71 مُعْرِضُونَ yüz çeviriyorlar
Nûr 33 عَرَضَ geçici menfaatini
Nûr 48 مُعْرِضُونَ yüz çevirirler
Şuarâ 5 مُعْرِضِينَ yüz çevirici
Kasas 55 أَعْرَضُوا yüz çevirirler
Secde 22 أَعْرَضَ yüz çeviren
Secde 30 فَأَعْرِضْ sen yüz çevir
Ahzâb 72 عَرَضْنَا sunduk
Sebe' 16 فَأَعْرَضُوا ama yüz çevirdiler
Yâsin 46 مُعْرِضِينَ yüz çevirmiş
Sâd 31 عُرِضَ gösterilmişti
Sâd 68 مُعْرِضُونَ yüz çeviriyorsunuz
Mü'min 46 يُعْرَضُونَ sunulurlar
Fussilet 4 فَأَعْرَضَ fakat yüz çevirmiştir
Fussilet 13 أَعْرَضُوا yüz çevirirlerse
Fussilet 51 أَعْرَضَ yüz çevirir
Fussilet 51 عَرِيضٍ bol bol
Şûrâ 45 يُعْرَضُونَ sunulurlarken
Şûrâ 48 أَعْرَضُوا yüz çevirirlerse
Ahkaf 3 مُعْرِضُونَ yüz çevirmektedirler
Ahkaf 20 يُعْرَضُ sunulacakları
Ahkaf 24 عَارِضًا geniş bir bulut halinde
Ahkaf 24 عَارِضٌ bir buluttur
Ahkaf 34 يُعْرَضُ sunulacakları
Necm 29 فَأَعْرِضْ o halde yüz çevir
Kamer 2 يُعْرِضُوا yüz çevirirler
Hadid 21 عَرْضُهَا genişliği
Hadid 21 كَعَرْضِ genişliği gibi (olan)
Tahrim 3 وَأَعْرَضَ ve vazgeçmişti
Hâkka 18 تُعْرَضُونَ arz olunursunuz
Cin 17 يُعْرِضْ yüz çevirirse
Müddessir 49 مُعْرِضِينَ yüz çeviriyorlar