عَقْل: İlmi kabul etmeye hazır olan güce denir. Bu güç ile insanın elde ettiği ilme عَقْل denir.
عَقْل kelimesinin asıl anlamı; tutmak ve sımsıkı kavramaktır. (Rağıb El-İsfahani, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü )
Sözlükte masdar olarak “menetmek, engellemek, alıkoymak, bağlamak” gibi anlamlara gelen akıl (el-akl) kelimesi, “varlığın hakikatini idrak eden, maddî olmayan, fakat maddeye tesir eden basit bir cevher; maddeden şekilleri soyutlayarak kavram haline getiren ve kavramlar arasında ilişki kurarak önermelerde bulunan, kıyas yapabilen güç” demektir. Kur’ân-ı Kerîm’e göre insanı insan yapan, onun her türlü aksiyonlarına anlam kazandıran ve ilâhî emirler karşısında insanın yükümlülük ve sorumluluk altına girmesini sağlayan akıldır. Kur’an’da akıl kelimesi biri geçmiş, diğerleri geniş zaman kipinde olmak üzere kırk dokuz yerde fiil şeklinde geçmektedir. Bu âyetlerde genellikle “akletme”nin yani aklı kullanarak doğru düşünmenin önemi üzerinde durulmuştur. Kur’an terminolojisinde akıl “bilgi edinmeye yarayan bir güç” ve “bu güç ile elde edilen bilgi” şeklinde tarif edilmiştir. Dinen mükellef olmaya esas teşkil eden akıl birinci anlamdaki akıldır. Kur’ân-ı Kerîm “ancak bilenlerin akl edebileceğini” söyler (el-Ankebût 29/43). (Süleyman Hayri Bolay, “Akıl”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, s. 2 : 238.)
‘Akıl’ kalbin bir faaliyetidir. Kişi kalbinin bu faaliyeti sayesinde bir şey hakkında bilgiye ulaşır, o şeyle ilgili özellikleri korur, elde ettiği bilgileri inceler, yerine göre hatırlar, o şeyle ilgili şahitlik yapacak kadar kesin bir bilgiye kavuşur. (Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, s. 38.)
| Ayet | Kelime | Anlamı |
|---|---|---|
|
|
تَعْقِلُونَ | aklınızı kullanmıyor musunuz? |
|
|
تَعْقِلُونَ | düşünürsünüz |
|
|
عَقَلُوهُ | düşünüp akıl erdirdikten |
|
|
تَعْقِلُونَ | Aklınızı kullanmıyor musunuz? |
|
|
يَعْقِلُونَ | düşünen |
|
|
يَعْقِلُونَ | düşünmeyen |
|
|
يَعْقِلُونَ | düşünmezler |
|
|
تَعْقِلُونَ | düşünürsünüz |
|
|
تَعْقِلُونَ | düşünmüyor musunuz? |
|
|
تَعْقِلُونَ | düşünüyor |
|
|
يَعْقِلُونَ | düşüncesiz |
|
|
يَعْقِلُونَ | akıl erdiremiyorlar |
|
|
تَعْقِلُونَ | düşünmüyor musunuz? |
|
|
تَعْقِلُونَ | düşünürsünüz |
|
|
تَعْقِلُونَ | düşünmüyor musunuz? |
|
|
يَعْقِلُونَ | düşünmezler |
|
|
تَعْقِلُونَ | hiç düşünmüyor musunuz? |
|
|
يَعْقِلُونَ | akıl etmiyorlarsa |
|
|
يَعْقِلُونَ | akıl erdiremeyen(ler) |
|
|
تَعْقِلُونَ | akıl etmiyor musunuz? |
|
|
تَعْقِلُونَ | anlayasınız |
|
|
تَعْقِلُونَ | aklınızı kullanmıyor musunuz? |
|
|
يَعْقِلُونَ | aklını kullanan |
|
|
يَعْقِلُونَ | aklını kullanan |
|
|
يَعْقِلُونَ | aklını kullanan |
|
|
تَعْقِلُونَ | aklınızı kullanmıyor musunuz? |
|
|
تَعْقِلُونَ | aklınızı kullanmıyor musunuz siz? |
|
|
يَعْقِلُونَ | düşünecekleri |
|
|
تَعْقِلُونَ | aklınızı kullanmıyor musunuz? |
|
|
تَعْقِلُونَ | aklınızı kullanırsınız |
|
|
يَعْقِلُونَ | düşünüyorlar |
|
|
تَعْقِلُونَ | düşünüyor |
|
|
تَعْقِلُونَ | aklınızı kullanmıyor musunuz? |
|
|
يَعْقِلُونَ | aklını kullanan |
|
|
يَعْقِلُهَا | onları düşünüp anlamaz |
|
|
يَعْقِلُونَ | düşünmezler |
|
|
يَعْقِلُونَ | aklını kullanan |
|
|
يَعْقِلُونَ | aklını kullanan |
|
|
تَعْقِلُونَ | düşünenlerden |
|
|
يَعْقِلُونَ | akıllarını kullanmıyorlar mı? |
|
|
تَعْقِلُونَ | düşünmüyor musunuz? |
|
|
يَعْقِلُونَ | düşünmeyen |
|
|
تَعْقِلُونَ | aklınızı kullanırsınız |
|
|
تَعْقِلُونَ | düşünüp anlarsınız |
|
|
يَعْقِلُونَ | düşünen |
|
|
يَعْقِلُونَ | akıl etmezler |
|
|
تَعْقِلُونَ | aklınızı kullanırsınız |
|
|
يَعْقِلُونَ | düşünmez |
|
|
نَعْقِلُ | düşünseydik |